Birinci kitabını okuyalı çok oldu çünkü ikinci kitap yüzünden kitap okumaktan soğudum. O kadar klişe, o kadar sıkıcı bir kitaptı. Bu yüzden 2 aydır aynı kitapta takılı kaldım, olanları unuttuğum için baştan başlamak zorunda kaldım. Kitaba geçersek; gereksiz bir kaçırılma vakası ve ardından olayın üstünden hızla zaman geçmesi (yazar hukuki sürecin gerçekçiliğinden korkmuş) bunun yanında üçüncü kitaba iş çıksın diye herkesin dağılması vs. Mesela beni bir diğer irite eden şey karakterlerin birbirine aşırı duygusal bağ kurması. Ya bir durun, hepiniz birbirinizin annesi misiniz? Defne'nin sevgilisi Mete, ya sen bu kıza ne ara o kadar aşık oldun ki? Dünyayı yakar yıkarım kafasında resmen. İlk kitapta da bir anda sevgili olmuşlardı. Kızı denize atıp boğmaya çalıştı bildiğin. Kısacası berbat bir seri. Umarım üçüncü kitabında en azından bunda sıkıldığım kadar sıkılmam.