Herkesin hakkında az-çok bir şeyler bildiği Türkan Saylan’ı, Ayşe Kulin’in akıcı anlatımı ile daha iyi tanımış olduk. Gençliği, hayalleri, idealleri ve mücadelesi…
Ayşe Kulin bu kitabı Türkan Saylan’ın vasiyeti üzerine, ölmeden önce kendisine verdiği mektupları referans alarak kaleme alıyor. Kitap da bu mektuplardan derlemeler ile başlıyor zaten. Mektuplardaki üslup o kadar naif ki, duygular o kadar temiz ki insan gerçekten o dönemde yaşamaya özeniyor.
Tutucu bir aile ortamında büyüyen Türkan’ın, üniversite öğrenimi ile başlayarak gönül ilişkileri de oluyor tabi ki. Ama en büyük tutkusu ve belki de gerçek aşkı mesleği oluyor doktor Türkan’ın. Hastaları, idealleri ve çocukları uğruna belki evlilikleri de sonlanıyor. Yine de mücadelesinden hiç vazgeçmiyor.
Türkiye’de lepra(cüzzam) hastalığının kökünü kurutmak için savaşıyor. Hasta olanların da daha iyi şartlarda yaşayabilmesini sağlıyor. İnsanlara yardım etme dürtüsü onu “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” oluşumuna yönlendiriyor ve birçok insanın hayatına dokunmayı başarıyor.
Ayşe Kulin’in anlatımı son derece akıcı ve kitap sürükleyici. Gördüğüm tek eksiklik, Türkan Saylan’ın biyografik romanı olan bu kitapta “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” anılarının çok az yer alması.