"Annesi doğumda bir ders yatar, diyordu.
Aska tecavüzde ne gibi bir ders olduğunu soruyor kendi kendine.
Çocukken koştuğu, okula gitmek için bisikletle geçtiği tarlaları düşünüyor. Baharda sarı ve eflatun çiçeklerle dolarlardı.
Ufaklığı düşünüyor. Çetnikler onu götürdüklerinde, başını eğmiş ve onları, itaatkâr bir şekilde izlemişti.
Tanrı neden hiç olmazsa o anı durdurmadı, ufaklığı kurtarmadı diye soruyor kendi kendine. Hiç olmazsa onu kurtarsaydı. O gerçekten de çok ufaktı. Tecavüze uğramış tüm kadınlar adına bir kişi kurtulsaydı."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Küçük hedef, 'maleni cilj' tek bir darbede öldü, dirseklerinin üstünde azıcık olsun kaymadı. Onu öldürmek için, bir başka nişancının mermi harcamasına gerek kalmadı.
Şimdi gülümsüyor, yanakları buruşmuş, gözleri donuk çünkü kalbi ölü. Çocuğu alıp götürmeleri zaman alacak, biliyor bunu. Kendisinin gitmesini, nöbetini bitirmesini bekleyecekler. Çocuğun çehresi karda mavi renk alıyor. Nişancının yere attığı izmarit hâlâ yanıyor. Zaman zaman oraya bir gazeteci tırmanıyor, ona 'ateş et, seni ateş ederken çekeyim', diyor ve nişancı gazeteci için ateş ediyor. Sonra röportaj yapıyorlar, kolları açık, kamuflaj üniformasının üstünde haç, başında siyah bere.
'Tavşanlara ateş etmek gibi'. Gülümsüyor. Sonra yüzünün kabuğu katılaşıyor ve gözleri kendisine çevrilmiş şeytanın o sefil şaşkınlığı kalıyor."
"Arada bir, birileri düşüyor. Su kuyruğundaki bir kadın. Yabani bir tavşan.
Bakmak üzere durmamalı...gözlere görme, bağlanma zamanı tanımamak lazım. Bu, öğrenilmesi gereken bir şey. Ölülere kendilerini ifşa etme, somutlaşma zamanı tanımamak gerek, yola doğru devam etmek; bedenleri kum çuvalından ayırt etmemek, onları belirsiz bir şey olarak arkada bırakmak, gerçeklikten uzaklaştırmak ve sadece yola bakmak lazım. Ancak bu şekilde dayanılabilir. Ölülere bir isim, bir palto, bir saç rengi vermeyerek dayanılabilir. Onlardan ta uzaktan sakınmalı, onları görmemiş gibi yapmalı. Onlar yokmuş gibi yapmalı.
Çünkü duracak olursan, içine girmelerine izin verecek olursan... o zaman kaçınılmaz olarak adımlarını yavaşlatırsın.
Ama çocuklar meraklı, onlar boyunlarını uzatıyor, onlar anneleri tarafından çekiştirildiklerinde, sürüklendiklerinde bakıyorlar. Çocuklar ölülere, sincapların piknik artıklarına yaklaştığı gibi yaklaşıyor."
"Ama şimdi artık emekçi de uyanıyor, toprağın derinliklerinde kıpırdayan bir tohum gibi baş veriyordu; bir sabah bir de bakacaklardı ki tarlalardan birinin ortasında bitivermiş: Evet, evet, yerden insan fışkıracak ve bu işçi ordusu hakkı adaleti yerine getirecekti."
"Aşk ikisi için de irade dışı, engellemez ve gizli ama gerçekleri de yüzlerine acımasızca vuran, boyun eğişten başka bir şeyi kabul etmeyen bir canavar gibi gelmişti."