Bu kitapta bir olmamışlık hissi vardı ama adını koyamıyordum. Tesadüf eseri “Hayat Kitabı” isimli bir çocuk filmi izledim ve gördüğüm kadarıyla yazar bir çocuk filminden ilham alıp yetişkin romanı yazmış. (film çıktıktan 1 yıl sonra kitap yayınlanmış ve konuları ÇOK benzer.)
Yazara lafım yok, ilhamın nereden geleceği belli olmaz. Filmi izleyip “Ben olsaydım nasıl yapardım?” Demiş sanırım.
Yazarın diğer kitaplarına da baktım, çoğunlukla çocuk kitabı yazmış. Sanırım bu yüzden de kalemi bir yetişkin romanına pek adapte değil.
Okurken sürekli bir “Ya konu hoş ama bir şeyler yanlış” hissi yarattı bende.
Yine de okunabilir, konusu hoş bir kitap.
Çok üzülerek söylüyorum ki bu kitap zayıf. Bu kadar duygulu bir eseri bu kadar duygusuz anlatmak.. dahası birçok önemli sahne kesilmiş.
Malum olay olduktan sonra Todd’un karlara kusması, diğerlerinin onu susturabilmek için ağzına kar tıkması yok mesela.
Yine olay sonrası Charlie’nin ilahi okuyamayacak kadar kötü durumda olması yok.
Olay öncesi Neil’in “Ben iyiydim. Gerçekten iyidim.” Demesi de yok.
Önemli hiçbir sahne yok kısacası. Yine de okuduğum için mutluyum o da eseri seviyor olduğumdan.
Bu şekilde bitmek zorunda değildi. Dila ve İskender daha düzgün bir sonu hak ediyordu. Bu tarz konusu olan kitapların sonu neden hep böyle bitiyor onu da anlamıyorum. Mutlu son yazmak günah falan mı bu kategoride?
Sonu o kadar kötü bitti ki boşuna okumuş gibi hissettim. Bütün kurgu gayet güzel ilerlerken ve karakter gelişimini net bir şekilde görebilirken bu kadar havada bir son asla yakışmadı. Eğer ikinci kitap yoksa (ki Türkçe kitapları çok önceden basıldığı için var mı yok mu onu da anlamadım.) berbat bir son. Hiçbir şey açığa çıkmadı.
Oturup roman okur gibi okuyabileceğiniz bir kitap değil. Aklınıza bir soru takıldığında, hayata dair bir şeyleri öğrenmek, kurcalamak istediğinizde açıp bilgilenebileceğiniz bir kitap.