Mektup
İşte yinen günün belini kırıyor akşam
Ve sen kırlara benzersin günün bu saati
Çıkarmamışsan çiçekli elbiseni...
Hatırla ve sıkı tut:
Korkardın küçükken
Serçe parmağın uçacak diye elinden.
Diğer çocuklara benzerdim bense
Benzemesi gibi bir Çinlinin diğerine...
Şaşkınım, şehir açmıyor beni
Namım yürümüyor burada
Çünkü bir tuhaf burada her şey,
Denizi sel basıyor, hayret
Hayret, şehir sığmıyor taksiye
Ve terör estiriyor rüzgâr
Kaldırıyor dağın eteklerini bile.
Burada sensiz bahar
Hem yatalak hem öpmeden geçiyor
Bir jeton
Yanağıma getiriyor da yanağını
Kokunu rüzgâra salsan
Bana getirmiyor.
Yoksun ya
Güvercin avlıyor avluda kedi
Kızlar gülüşüyor bahçede
Pır pır diye ses çıkardı yürürken yüreğimden
Denizleri sulardım tozmasın diye deniz
Sporu çok severdim çiçeğe yem vermeyi
Kuşlara binerdim ve kaçardım basından
Bak buraya yazıyorum diye milyon kelimeyi
Ziyan eden de bendim, hem de hiç sıkılmadan.
Güzeldim de galiba, bunu nasıl söylesem
Eline sağlık Tanrım, Leyla çok güzel olmuş
Tanrım eline sağlık, dünya da çok güzel olmuş
Keşke biraz ölmesem...
*"Bir ki deneme" adlı şiirinden..
Sonsuz Atlara Binen- I
Komik bir tarafı var bu sırrı saklamanın
Kuşlar da uçar kanatlanıp içine,
Cama yaslanan yanak elbet ağlamak ister
Ve kartlar açılınca yüzmeyi bilmeyenler
İçin söylenen şarkı
Yağmurdur ama diner.
Büyükler vardır sonra, mürüvvet denen simyanın
Peşinden giden avcı, hep gerisin geriye
Bilir ki çiçeğini bir fakire verirse
Soldurur onu fakir ama titrer üstüne.
Ablalar vardır sonra, aynalardan çıkmayan
Boğulur beyaz atlı, mıhlanır göğe turna.
Küçükler vardır sonra, ölmek nedir bilmeyen
Bırakmazlar bir türlü uykunun ellerini
Herkes onu beklerken o gider uzaklara
Gülleri tanır ilkin
Biner sonsuz atlara.
Ele geçirmiş çocuk meleğin tarifini
Komik bir tarafı var bu sırrı saklamanın.