10/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
AYTUNÇ ALTINDAL alanında tek başına mücadele veren bir yazardır kendisi polonyum ile zehirlenmiş ve üstü kapatılmıştır. Kitaba ismini veren Bir türk casusunun mektupları kiliseyi ve papazları eleştiriyordu bu mektupları yazanın Türk olmayacağı şüphe götürmezdi sorgulamalar başladı ve Ceneviz soylu bir ailenin varisi olan Giovanni paolo Marana olduğu kanıtlandı.(1642-1693) 1684-1686 yılları arasında 7 cilt tutan 102 adet Türk Casusunun Mektupları’nı İtalyanca ve fransızca olarak yayınladı.kendisinin yazmadığını Genovada ki evin çatısında bulduğunu ve Arapçadan osmanlıca çevirdiğini söyledi.30 mektupla başlayan serüven 20 yıl içinde 644 e yükseldi mahmut ismi ile başlayan sonrasında Mehmet muhammed ve kara selim olarak devam etti. DANİEL defoe Robinson Crusoe nin yaratıcısı İngiliz romanının kurucusu İngiliz istihbarat servisinin ajanı ve ihtilalci kimliği ile ortaya çıkan alşimist john dee etkilenmiştir john dee İngiltere de ilk istihbarat örgütünü kuran kişidir.kraliçe 1 elizabeth in baş danışmanı Azteklerden kalma bir obsidyen taşıyla lithomancy seansları düzenlemiş voynich elyazması (yale Beineke kütüphanesinde )ondan başka kimse bu kitabın şifrelerini kıramamıştır hem zamanın hem geleceğin bir çok olayını bilmiştir. ingilterede Gül ve Haç kardeşliğini kumuştur. yarattıkları türk casusu ise semboller ile belirtildiğinde alşimist ve okültist ortaya çıkar mektuplar papalığın sahtekarlığı ing ahlaki çöküşün hızlandığı evli kadınların zinaya düşkünlüğü gibi meseleler üzerine yazılmıştır. Cahil eğitilir ama yobaz eğitilemez Sonuç olarak Katolik kilisesi yıllar boyunca dayatmacı tam anlamıyla terör estirmis sorgulayanlara karşı yakaladıklarını ya ateist ilan etmiş yada yakmıştır. Günümüzde bir çok çocuğa karşı taciz suçlamasıyla gündemdedir. Mikhail psellus Ortodoks
Bir Türk Casusunun MektuplarıAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2014180 okunma
BAYBARS ve MEMLÜKLER ÜZERİNE BİR İNCELEME
5/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 08:54
Memlükler deyince ilk akla gelen Baybars olur elbette. Moğolların daha onlu yaşlarında esir alıp köle pazarlarında sattığı ve daha sonra Mısır'a Sultan olan ve Ayn Calut'da, Elbistan ovasında Moğollara haddini bildiren zat. Ve aynı zamanda Haçlıları İslam Coğrafyasında barınamaz duruma düşüren sultan. İbn Abdüzzahir onu, Aydın Usta'nın alıntıladığı kadar dağınık, karışık ve kötü anlatmamıştır elbette. Yazar ve yayınevi bu kitapta o kadar başarısız ki, bu kitaptan ne Memlükleri, ne Baybars'ı, ne de Baybars'ın katibi İbn Abdüzzahir'i anlamak mümkün. Burada üstün körü alıntılanan konuların her biri hakkında ayrı ayrı bir çok kitap, makale okumuş biri olduğum halde, hadiseleri ve anlatılanları anlamakta zorlandım. Yazar ve yayınevi galiba burada gerçekleri anlatmaktan ziyade din ve İslam pazarlama peşinde gibi geldi bana. Konuları ayrıntılı olarak bildiğim için kitap benim için son derece faydalı olsa da o dönemi bilmeyenler için kitabı okumak zaman kaybından öteye bir şey ifade etmez diyebilirim... Benim için kitabın tek kıymete değer yönü, yazar ve yayınevinin Baybars ve beylerinin sürekli olarak yağma talan peşinde koşmaları, şehirleri, kaleleri yakmaları, yaşlıları öldürüp kadınlara tecavüz etmeleri, genç kadınlarla, erkekleri, hayvanları, eşyaları pazarlarda satmaları, birbirlerine hediye etmeleri ve bunu da "İslam'ı yaymak, Allah-din için savaşmak" olarak göstermesidir. Burada açıkça gürülüyor ki, İslam ve İslam Orduları denen oluşumların İskender, Haçlı, Roma, Pers ordularından hiçbir farkı yok. O kadar ki, başta Musa, Muhammed, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı ordularını bir araya getiren ana etken de zaten bu yağma talanlar ve tecavüzlerdir. Aydın Usta ve yayınevi bu yağma talan ve kıyımları bir başarı olarak gördüğü için bütün çıplaklığı ile anlatmakta bir
Kâtibinin Gözünden Sultan Baybarsİbn Abdüzzâhir · Yeditepe Yayınevi · 202119 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Timur: Yıldızların Tahtına Hükmeden Son Cihangir (!)
Puan vermedi·200 syf.··
2026 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 23:41
Bu kez sizlerle, okurken beklentilerimi tam olarak karşılamayan hatta hayal kırıklığına uğratan bir kitabı paylaşmak istiyorum. Oysa giriş kısmında akademik çerçeve sunacağını aktaran Cüneyt Kanat ve Mustafa Alican’ın kaleme aldığı *“Timur: Yıldızların Tahtına Hükmeden Son Cihangir”*, içerik olarak güçlü bir potansiyele sahip olsa da anlatım dili bakımından beni ikna edemedi. Araştırma-inceleme türünde bir eser söz konusu olduğunda, benim için en önemli unsur bilimsel ve nesnel bir anlatımdır. Bunun yanında sağlam bir kaynakça, detaylı dipnotlar ve sistemli bir dizin de bu tür kitapların temel yapı taşlarıdır. Eserde kaynakça ve dizin bulunmasına rağmen, metnin genelinde akademik dilin geri planda kaldığını düşünüyorum. Yer yer edebi anlatıma kayan, dramatize edilmiş sahneler ve herhangi bir kaynağa dayandırılmadan yapılan yorumlar, kitabın bilimsel niteliğini zedelemiş. Özellikle “-mış/-muş” gibi rivayet geçmiş zaman eklerinin yoğun kullanımı, metni akademik bir çalışmadan uzaklaştırarak daha çok hikâye anlatımına yaklaştırmış. Bu tarz bir dil, bir tarih kitabında bana göre ciddiyeti zayıflatıyor. Kitap, Timur’un doğumu ve Çağatay Hanlığı’nın siyasi yapısını ele alarak başlıyor. Ardından Timur’un iktidara yükselişi, yürüttüğü seferler ve kurduğu siyasi dengeler kronolojik bir çerçevede anlatılıyor. Altın Orda Hanı Toktamış ile kurduğu ilişki ve sonrasında yaşanan mücadeleler de önemli bir yer tutuyor. Ancak bu bölümlerde benzer olayların sıkça tekrar edilmesi, anlatının zaman zaman tekdüze bir hâl almasına neden oluyor. Eserin son bölümleri ise daha sürükleyici ve dikkat çekici. Timur’un dünya tarihine yön veren hamleleri; Altın Orda, Memlükler, Osmanlı ve Kadı Burhaneddin arasında oluşan ittifak bağlamında aktarılıyor. Toktamış üzerine gerçekleştirilen seferler,
Alıntı
TimurMustafa Alican · Yeditepe Yayınevi · 2018228 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
2026 23. kitabı
Tarihin derinliklerinde, İslam dünyasının kaderini değiştiren iki büyük hanedan yükseldi: Bahri ve Burci Memlükler. Bu hanedanlar, kölelikten sultanlığa yükselen Türk ve Çerkes kökenli savaşçıların öyküsüyle şekillendi. Memlükler, sadece Mısır ve Suriye'yi değil, İslam dünyasının tamamını koruyan birer kalkan oldular; tarihin akışını değiştirdiler ve Türk tarihine altın harflerle yazılacak bir miras bıraktılar.
Tarih
MemluklarJoseph de Guignes · Gece Kitaplığı · 20243 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 22. kitabı
Türk tarihinde Memlük asırları, klerin uunya hakimiyetinin ayak seslerinin duyulduğu çağdır... Türk kültürü bu çağlar boyunca özündeki tohumları farklı coğrafyalara saçtı, buralarda muhtelif renklerde çoğaldı. Mısır'ı siyasi, iktisadi ve kültürel bakımdan Islam aleminin en medeni ve en müreffeh bir ülkesi haline getiren Türkler, aynı zamanda milli tarihlerinin en müstesna devirlerinden birini de bu coğrafyada yaşadılar. Bir Arap tarihçinin tabiriyle Türkler Mısır'ın tuzu oldular. Türk tarihinin en ehemmiyetli ve renkli dönemlerinden birini temsil eden Memlükler, Haçlı Seferleri ve Moğol saldırılarının ağır baskısı altında bulunan bugünkü Orta Doğu'nun merkez coğrafyasında iç karışıklıkları aşarak, kurdukları muntazam devlet mekanizması ve güçlü askeri sistemle iç ve dış saldırılarla baş etmeyi başardıkları gibi Türk kültürünün bu coğrafyadaki ölümsüz eserlerinin vücuda gelmesini de sağladılar. Memlüklerin temsil ettiği bu yapı, İslam medeniyetinin merkezi kurumlarının, Türkistan merkezli bir siyasetin, Selçuklular devrinde yaşadığı dönüşümün Mısır-Suriye merkezinde devamı niteliğindedir. Osmanlılarla bayraklaşan bir süreçte İslam'ın temsilini ve Türk kültürünün yayılmasını devam ettiren Memlükler, bu çabalarının sonucunda yerleştikleri coğrafyanın kudretli, değerli ve önemli bir parçası olarak tarihe mal oldular. Alandaki sayılı uzmanlardan Prof. Dr. Altan Çetin, bu eserinde, Memlüklerin askeri ve idari teşkilatlarından kültürel yaşamlarına kadar ayrıntılı bilgiler sunuyor. Okuyucuların yoğun ilgisini çekecek bu eser, literatürdeki eksiklikleri kapatarak tüm tarih okurlarının başvuracağı temel kaynaklardan biri olacak...
Tarih
Türk Tarihinde Memluk AsırlarıAltan Çetin · Timaş Yayınları · 20207 okunma
Puan vermedi·242 syf.··
2026 19. kitabı
Bu çalışmanın konusu, Memlük Devleti (648-923/1250-1517) döneminde İslâm hukukunun kurumsalyapısını, mezhepsel çeşitliliğini ve dönemin özgün fıkhî tartışma zeminini bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktır. Araştırmada, Memlük Devleti'nin siyasi ve ilmî arka planı dikkate alınarak, hukuki sistemin yalnızca teorik temelleri değil, aynı zamanda toplumsal, idarî ve kültürel yansımaları da genel hatlarıyla ortaya konmuştur. Memlükler öncesi İslâm devletlerinin fıkhî ve mezhepsel durumuna; ayrıca Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin Memlük dönemi yargı düzenindeki temsiline ve bu mezhepler arasındaki ilişkilere yer verilmiştir. İslâmi bir lider olarak kabul edilen Sultan Baybars'ın dört mezhep uygulaması, Moğol istilaları ve Haçlı seferlerinin oluşturduğu siyasi ve sosyal ortam, dönemin fıkıh anlayışını şekillendiren önemli unsurlar arasında yer almıştır. Ayrıca Abbâsî hilâfetinin sembolik olarak yeniden ihyası, mezhep temsiliyetine dair meşruiyet zeminini güçlendirmiştir. Çalışmada, dönemin kurumsal yapısı; sultan, kâdılkudât, kadiasker, dîvânü'l-mezâlim, dârü'l-adl müftülüğü, hisbe ve beytülmâl vekilliği gibi adlî otoriteler bağlamında genel hatlarıyla değerlendirilmiş, bu yapıların hukuki ve toplumsal işlevlerine değinilmiştir. Memlük Devleti'nde hukuk eğitiminin yalnızca medreselerle sınırlı kalmadığı; camiler, hankahlar, zâviyeler ve çeşitli ilim meclisleriyle geniş bir toplumsal zemine yayıldığı vurgulanmıştır. Yönetici sınıfın ilmî faaliyetlere verdiği destek,dönemin fıkıh geleneğini ve eğitim modelini canlı tutmuş; devletin hem dinî hem de kültürel kimliğini pekistirmistir.
Tarih
Memlükler Dönemi İslam Hukuku ve HukukçularıŞule Şükran Aksu · Son Çağ Akademik Yayınları · 20251 okunma