Osmanlı İmparatorluğu hem Memlükler hem de Safeviler üzerinde, bildiğimiz klasik Asya cengâverliğiyle değil, doğrudan doğruya Rönesans medeniyeti ve askerlik teknolojisiyle üstünlük kurdu.
Tarih
Ayn Câlût Savaşı
Kutuz komutasındaki Memlük gücü 3 Eylül 1260’da Nasıra yakınındaki Ayn Calut’ta Ketboğa’nın Moğol ordusuyla karşılaştı. Sayıca daha fazla olan Memlükler Moğolları ezici bir yenilgiye uğrattılar ve Kutuz ketboğa’yı ele geçirdikten sonra kafasını kestirdi.
Sayfa 114 - Moğol Fetihleri
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Osmanlı İmparatorluğu hem Memlukler hem de Safeviler üzerinde, bildiğimiz klasik Asya cengaverliğiyle değil, doğrudan doğruya Rönesans medeniyeti ve askerlik teknolojisi ile üstünlük kurdu. Bu üstünlük Fatih'in mühendisliği benimseyen modern imparatorluk anlayışıyla mümkün olmuştur.
Tarih
Memlükler daha iyi askerlerdi. Bu nedenle sayıca az olmak, büyük bir endişe kaynağı değildi. Ancak Moğolların sayıca üstünlüğünün bir faktör håline gelmesini engellemek için Memlükler, potansiyel otlakları yok etmek amacıyla sınırda arazi yakma politikaları uyguladılar.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Yavuz Sultan Selim stratejik davranan biriydi…
Mısır 16. yüzyılda Memlükler ismi verilen başka bir Müslüman Türk ülkesine aitti. Yavuz Sultan Selim koca ordusunu İstanbul’da alıp Sina Çölü’ne sürdü. Ondan önceki bir çok fatihin gidip geri döndüğü o çölü Yavuz, kimi yaya kimi atlı olan ordusu 13 gün gibi kısa sürede geçti. Türkler belki de hayatlarında ilk kez orada çöl gördüler. Ama yine de korkmadan ilerlediler, çölü aştılar ve Nil Nehri’ne ulaştılar.
Sayfa 95 - Eğlenceli Bilgi Yayınları 1. Basım·Kitabı okudu
Napolyon Mısır'da
Mısır'da Napolyon'un hakimiyeti neredeyse tüm ülkeye yayıldıktan sonra, Napolyon'un Cezzar Ahmet Paşa'ya yönelik bir taarruz başlamasının önünde bir engel bulunmuyordu. Genç General Kahreden ayrıldıktan sonra Direktuvar yönetimine yazdığı mektupta Kraliyet donanmasının Yakın Doğu'daki Akka, Hayfa ve Yafa gibi limanları kullanmasını engellemeyi, Lübnanlı ve Suriyeli Hristiyanları Türklere karşı isyana teşvik etmeyi ve daha sonra İstanbul'a ya da Hindistan'a yürümeyi karar vermeyi umduğunu söyledi. Bu sefer boyunca alt etmesi gereken çok düşman olduğunu, çöl, yerel halk, Araplar, Memlükler, Ruslar, Türkler ve İngilizler..... Tarihçiler nicedir Napolyon'un bu sözlerinden hareketle Fransız komutanın Akka'nın ötesine geçip İstanbul'a ve hatta Hindistan'a yürümeyi planladığına kanaat getirdiler ancak Napolyon'un bu harekâta 13000 askerle, diğer bir deyişle ordunun 3 te 1'i ile çıkması bu yüzden planları imkansız hale getirmektir. Akka düşse de Dürzilerin, Hristiyanların ve Yahudilerin tamamı kendisine katılsa bile lojistik ve demografik koşullar Osmanlı'nın ya da Hindistan'ın işgaline Napolyon gibi tutkulu ve becerikli bir komutanın liderliğinde bile elvermezdi. Akka ve Delhi arası 4000 km'ydi ki yol boyunca bugünkü Suriye, Irak, İran ve Pakistan toprakları ile Kuzey Hindistan'ı geçmesi gerekecekti. Bu mesafe Paris'ten Moskova'ya yaptığı yolculuktan bile daha uzundu. Böyle bir seferin lojistiğinin sağlanması mümkün değildi. Dolayısıyla bu planlar ilhamını büyük İskender'in gerçekleştirdiği seferlerden alan Napolyon'un beyhude hülyalarından başka bir şey değildi...
Sayfa 235 - Kronik·Kitabı okudu