Ayaşlı ve Kiracıları, adından bile samimiyet akan bir kitap. Okumaya başlayınca da bu tespitinizde yanılmadığınızı anlıyorsunuz. Çünkü tüm karakterler olduğu gibi, hatasıyla doğrusuyla, tüm içtenliğiyle sunulmuş. Ancak bir yanılgı yaşıyorsunuz ki kitabın kahramanı adından tahmin edeceğiniz Ayaşlı değil, genç bir banka memuru.
Ayaşlı İbrahim Efendi, bir apartmanın dokuz odalı bir katını tutar ve her bir daireyi farklı farklı kişilere kiraya verir. Bir dairesinde de oğluyla birlikte kendi oturmaktadır. İşte kahramanımız da bu dairelerden birini tutan genç bir banka memurudur. Kitap, kahramanımızın diğer kiracılarla kurduğu ilişkiler doğrultusunda bizi oturanlardan haberdar eder. Bu apartman katında kimler yoktur ki? Biraz kabadayı ama bir o kadar da yufka yürekli Ayaşlı İbrahim Efendi, mübadele mağduru ve kahramanımızın memleketlisi Hasan Bey, Ayaşlının bahtsız kızı Faika Hanım ve kocası, varyemez Şefik Bey, kendini fabrikatör diyen ama karanlık işlerde ayağı olan İskender Bey, toprağı elinden alınmış hak peşinde koşan Hüseyin Bey, çocuğuyla başı dertte İffet Hanım ve kocası ve kurnaz kumarbaz Turan Hanım ve kocası bu apartmanın dokuz dairesine yerleşmişlerdir. Bir de eski hizmetçi Halide ile yeni hizmetçi Ziynet bu apartmanın halkına eklendi mi hepsi tastamam olur.
(Dikkat! Buradan sonrası SPOILER içerir.)
Kahramanımıza dairede oturmak kolay gelir ama bu apartman halkını aslında kendine uygun bulmaz. En yakın arkadaşı Doktor Fahri de kendine sürekli bir eve taşınmasını veya evlenmesini telkin eder ama kahramanımız ilginç bir şekilde bu halktan kopamaz. Kahramanımız o dönemin memuru olarak apartman içinde büyük bellenir ve herkes derdine bir hal çare için onun kapısını çalar. Kimi iş ister, kimi mahkeme işlerini danışır. Ancak kahramanımız pek bunları yapabilecek