Memnune Özpınar

Memnune Özpınar
@memnus
Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman
18 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Ayaşlı ve Kiracıları'nda dünya içinde küçük bir dünya var.
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 00:00
Ayaşlı ve Kiracıları, adından bile samimiyet akan bir kitap. Okumaya başlayınca da bu tespitinizde yanılmadığınızı anlıyorsunuz. Çünkü tüm karakterler olduğu gibi, hatasıyla doğrusuyla, tüm içtenliğiyle sunulmuş. Ancak bir yanılgı yaşıyorsunuz ki kitabın kahramanı adından tahmin edeceğiniz Ayaşlı değil, genç bir banka memuru. Ayaşlı İbrahim Efendi, bir apartmanın dokuz odalı bir katını tutar ve her bir daireyi farklı farklı kişilere kiraya verir. Bir dairesinde de oğluyla birlikte kendi oturmaktadır. İşte kahramanımız da bu dairelerden birini tutan genç bir banka memurudur. Kitap, kahramanımızın diğer kiracılarla kurduğu ilişkiler doğrultusunda bizi oturanlardan haberdar eder. Bu apartman katında kimler yoktur ki? Biraz kabadayı ama bir o kadar da yufka yürekli Ayaşlı İbrahim Efendi, mübadele mağduru ve kahramanımızın memleketlisi Hasan Bey, Ayaşlının bahtsız kızı Faika Hanım ve kocası, varyemez Şefik Bey, kendini fabrikatör diyen ama karanlık işlerde ayağı olan İskender Bey, toprağı elinden alınmış hak peşinde koşan Hüseyin Bey, çocuğuyla başı dertte İffet Hanım ve kocası ve kurnaz kumarbaz Turan Hanım ve kocası bu apartmanın dokuz dairesine yerleşmişlerdir. Bir de eski hizmetçi Halide ile yeni hizmetçi Ziynet bu apartmanın halkına eklendi mi hepsi tastamam olur. (Dikkat! Buradan sonrası SPOILER içerir.) Kahramanımıza dairede oturmak kolay gelir ama bu apartman halkını aslında kendine uygun bulmaz. En yakın arkadaşı Doktor Fahri de kendine sürekli bir eve taşınmasını veya evlenmesini telkin eder ama kahramanımız ilginç bir şekilde bu halktan kopamaz. Kahramanımız o dönemin memuru olarak apartman içinde büyük bellenir ve herkes derdine bir hal çare için onun kapısını çalar. Kimi iş ister, kimi mahkeme işlerini danışır. Ancak kahramanımız pek bunları yapabilecek
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınları · 20219,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·115 syf.··
2021 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 15:00
Rüzgara kapılmış bir dal gibi yeri yurdu olmayan, hiçbir yere tutunamamış bir ailenin hikayesi: Uzun Hikaye. Kitapta, Bulgar göçmeni Pelvan Sülüman, torunu Ali ve Ali'nin oğlunun üç kuşak hikayesine tanık oluyoruz. Zamanla bu üç adamın hikayesi nasıl da birbirine benziyor. Bu üç adam nasıl da birbirine benziyor. (Buradan sonrası SPOILER içerir!) Kahramanımız, hikayeyi anlatmaya çocukluk anılarıyla başlıyor. Bu anılarda çocukken kaybettiği annesi Münire de var. Nedendir bilinmez çocukluk hep güzel ve biraz buruk hatırlanır. O dönem büyükler yaşam mücadelesi veredursun, bizim için günler tozpembe ve kaygısızca geçip gider. Öyle ki kahramanımız da çocukluğunu böyle hatırlıyor. Yaşamda karşılaştığı ilk acı da annesinin kaybı. Buradan sonra babası Ali'yle göçebe yaşantılarına baba-oğul devam ediyorlar. Gittikleri kasabalara yerleşmek onlar için mümkün olmuyor. Babası Ali, sevecen, insan canlısı olmakla birlikte adaletsizliğe gelemiyor. Bundan ötürü büyük adamların, nüfuzlu insanların işlerine çomak sokunca başları derde giriyor. Haliyle gittikleri kasabaları bir gece ansızın, habersiz terk ediveriyorlar. Kahramanımız bu olaylar çerçevesinde bize kasaba hayatından da haber veriyor. En küçük olayların dahi dallanıp budaklandırılarak anlatıldığı, duygusal ilişkilerin gizliden gizliye yaşandığı ve birilerinin yalakalıkla güçlenerek diğerlerini ezdiği küçük yerler. Bu yerlerde kahramanımızın arkadaşı Celal ve sevdiği kız Ayla'nın, Kara Turan'ın, İncinmez Suna'nın ve daha nicelerinin hikayelerine de şahit oluyoruz. Ve nihayet kahramanımız da aşkı Feride'yi bu küçük yer düzenine feda ederek hikayesinin başladığı gibi bir trene biniyor ve yeni bir yaşam kurmayı deniyor. Kitabı her ne kadar dört günde bitirmiş olsam da aslında bir solukta okunacak bir hikaye. Yazarın dili çok
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 23:30
Film tadında, bir çırpıda okunan bir kitap, Sözde Kızlar. Kahramanımız Mebrure, işgal yıllarında babası Yunanlar tarafından tutuklanmış bir genç kız. Öyle ki zaman içinde babasının akıbeti meçhulleşiyor. Kızımız da babasını bulmak için önce Bursa'ya, sonra İstanbul'a akrabalarının yanına gidiyor. İstanbul'da karşılaştığı manzara Mebrure'yi oldukça şaşırtıyor. O dönem Anadolu işgal altında ezilirken, her gün biraz daha insan bir umut İstanbul'a göç ederken; akrabalarının evinde her gün eğlence içinde günler geçiyor. Nevin ve Behiç kardeşler ve anneleri, dostlarını ağırlamak adına hiçbir masraftan kaçınmıyor. Düzenlenen eğlence akşamlarında birçok anlamsız ve çıkarcı kadın erkek ilişkisi kuruluyor. Tek marifeti kumar oynamak ve çevresindeki kadınları zaaflarını kullanarak ağına düşürmek olan Behiç, Mebrure'nin evlerine gelişiyle onu elde etmeyi kafasına koyuyor. Ancak çapkın delikanlı bu kez sert kayaya çarpıyor çünkü Mebrure kolayca ağa gelecek kızlardan, yani sözde kızlardan değil. Zaman içinde Mebrure de bu iç yüzünü bildiği hayata alışmaya başlıyor. Ancak Behiç'in eski kız arkadaşı Belma öyle bir göz açıyor ki, Mebrure'yi ve diğer kendisi gibi kimliğini kaybetmiş genç kızları kurtarmak adına kendi hayatını feda ediyor. Bu süreçte Mebrure'ye yardım eli uzatan iyi insanlar da var: Nadir ve Fahri... Bu iki karakter olmasaydı belki de Mebrure çok farklı bir son yaşıyor olurdu. Peyami Safa, toplumsal gözlemlerini yine kişiler ve olaylar üzerinden çok iyi yansıtıyor. Ve yine kitabın sonunda karakterler yardımıyla dersini iletiyor. Kitabı okurken, ben böyle insanlar tanıyorum diyorsunuz. Üzerinden yüz yıl geçse de, mekanlar, kişiler değişse de yaşamlar değişmiyor. Rahat ve gösterişli yaşamlar uğruna feda edilenler ve ödenen bedeller hala aynı. Nevin, Belma, Mebrure,
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 23:00
Vaktizamanında bir televizyon dizisine de konu olmuş Fatih Harbiye'yi Peyami Safa okuduğum şu dönemde elime aldım. Kitap bitince ne iyi etmişim dedim. Çünkü Fatih Harbiye yalnızca bir roman değil, aynı zamanda kendi düşüncelerimizi sorguladığımız bir deneme denebilir. Kitaba ismini veren Fatih ve Harbiye semtleri doğu ve batı kültürünün birer temsilcisi olarak karşımıza çıkıyor. Derme çatma evleri, kahveleri, dar sokaklarıyla Fatih semti doğuyu temsil ederken; apartmanları, gösterişli dükkanları, geniş caddeleriyle Beyoğlu batıyı temsil ediyor. Bununla birlikte kahramanımız Neriman'ın aralarında kaldığı iki gencimiz var ki bu gençler de yaşayış biçimleri ile doğu ve batının temsilcisi. Şinasi, Neriman'ın nişanlısı. Darülelhan'ın alaturka kısmında kemençe eğitimi alıyor. Sessiz, efendi, çevresi tarafından sevilen bir genç. Öyle ki Neriman'ın babası Faiz Bey de Şinasi'yi kendi oğlu gibi seviyor. Diğer gencimiz Macit. Macit de Darülelhan'ın alafranga kısmında okuyor. Ancak okulda pek vakit geçirmiyor. Görünüşüne dikkat eden, eğlenceyi seven biri. Neriman, ailesi tarafından doğu kültürüyle yetiştirilmiş bir genç kızımız. O da Darülelhan'da alaturka kısmında ud eğitimi alıyor. Nişanlısı Şinasi'yi çok severken, kendi dünyasında gayet mesutken Macit'le tanışmasıyla iç dünyası altüst oluyor. Çünkü Macit'le birlikte yepyeni bir dünya tanıyor. Bu dünyada Neriman'ı cezbeden rengarenk balo elbiseleri, elektrikli apartmanlar, bakımlı insanlar, eğlence mekanları var. Burası Neriman'ın büyüdüğü Fatih semtine hiç benzemiyor. Kitap, Neriman'ın babasına ve nişanlısına karşı duyduğu minnet ve Macit'le birlikte tanığı dünyaya özentisinin ruh dünyasında yarattığı gelgitlerle ilerliyor. Aslında hepimizin çok yakından tanıdığı bir konu işleniyor: doğu-batı çatışması... Aslında doğu-batı
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
9/10
·112 syf.··
2021 2. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 23:00
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu ilk kez çocukluk yıllarımda okumuştum. O dönem yaşımdan olsa gerek biraz karamsar bulmuştum. Kitabı, yıllar sonra bir yetişkin ve bir hasta olarak yeniden okudum ve aslında ne kadar içten bir kitap olduğunu fark ettim. Kitapta on beş yaşında isimsiz bir kahramanımız var. Sekiz yaşından itibaren dizinde olan bir kemik hastalığından mustarip. Doktorları kendini çok yormamasını, temiz hava almasını, dinlenmesini ve iyi beslenmesini tembihliyor. Ancak genç kahramanımızın içinde fırtınalar kopuyor. Kendinden dört yaş büyük ahbabı Nüzhet'e aşık. Bu aşkı karşılık bulsa da Nüzhet bir doktorla evlenmenin eşiğinde. Üstelik Nüzhet'in annesi kahramanımızı 'mikroplu' diye nitelendiriyor ve evlerinde dahi misafir etmek istemiyor. Zamanla kahramanımız bacağını kaybetme noktasına geliyor ve onun için ızdıraplı bir tedavi süreci başlıyor. Kitap çoğunlukla kahramanımızın ruh dünyası üzerinden ilerliyor. Öyle ki ruh dünyasında yaşadığı umutsuzluklar, hayal kırıklıkları fiziksel sağlığını da kötü etkiliyor. Aslında tüm hastalıklar böyle değil midir? En kötü hastalıklarda bile iyileşme kişinin iyi hissetmesine bağlıdır. Kahramanımız da zor bir tedavi süreci geçiriyor ancak bu süreçte kendi dışında olup bitenlere duyarsızlaşıyor. Kendine yeni keşfedişler borçlu olduğunu fark ediyor. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bir içimlik kitap. Hepimizin öyle ya da böyle tanık olduğu hastane ortamını, hasta psikolojisini çok iyi yansıtmış. Kanıt olarak kabul edilmez ama insanın yıllar sonra bile hatırladığı en önemli hissiyat kokudur. Kitap sayfalarında hastane kokusunu duyumsayacaksınız. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121bin okunma