"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?"
"İnanmayız da, onsuz yaşamaya nasıl râzı oluruz? Râzı da olmayız. Her şeye rağmen onsuz yaşamaya alışmamak elimizde değildir. Ah, alışmak!.. Hislerimizin şimşeğini bir saniyenin ummânında bir katre kadar yaşatıp yutan dipsiz uçurum..."