Sizler atom bombası ürettiniz, savaş çıkardınız, cinayet işlediniz, hile yaptınız, bize yalan söylediniz ve tüm bunların bizim yararımıza olduğuna inanmamızı sağlamaya çalıştınız ama hâlâ suçlu olan biziz.
Evet, ben bir suçluyum.
Benim suçum merak etmek.
Benim suçum insanları nasıl göründükleri yerine söyledikleri ve düşündükleri ile yargılamak.
Suçum sizden daha akıllı olmak ki bu beni asla affetmeyeceğiniz bir şey.
Ben bir hackerım ve bu benim manifestom. Belki beni durdurabilirsiniz ama hepimizi birden durduramazsınız.
Sonuçta, hepimiz aynı bokuz.
İyi bir yaşam sürmek için doğal ve sağlıklı beslenmen gerektiğini biliyorsun. Ama şekerden ve glütenden vazgeçemiyorsun. Sadece diyeti bozmakla kalmıyor, hayat boyu sağlıklı beslenmeyi de başaramıyorsun.
Egzersiz yapmanın ne kadar önemli olduğunu biliyorsun. Ama yapmıyorsun. Hayatın, yarım kalan spor salonu üyelikleri ve kullanılmayan özel derslerle dolu...
Kitapların seni daha bilgili yapacağını biliyorsun. Ama okumuyorsun. Onun yerine dizi izlemeyi ya da telefonu rasgele kaydırmayı tercih ediyorsun. Yılbaşında kendine sözler veriyorsun, ama tutmuyorsun. Bir mentor edinmeye karar veriyorsun, ama o kişiyi aramıyorsun bile.
Çalışma alışkanlıklarını değiştirmek istiyorsun, ama harekete geçmiyorsun. Daha fazla para ve itibar kazanmayı hayal ediyorsun; ancak bunun gerektirdiği bedeli ödemeye yanaşmıyorsun. Üstelik ne yapman gerektiği açıkça önünde duruyorken bile.
PEKİ, BİLDİĞİNİ NEDEN YAPMIYORSUN?
Ne yapman gerektiğini biliyorsun. Üstelik bunu yaparsan hayatında nelerin değişeceğini de biliyorsun. O zaman tekrar soruyorum:
İNSAN BİLDİĞİNİ NEDEN YAPMAZ?
Kaderini eline almak", beklentilerini gerçekçi bir temele oturtmak ve stres kaynaklarını saptayarak bunlara uygun başaçıkma yolları geliştirmekle mümkündür. Bu süreç üç faktöre bağlıdır:
1. Hayat görüşü: İşine bağlı, işi üzerinde denetimi olduğuna inanan, değişikliği gelişim için fırsat gören ve özsaygısı yüksek kişiler iş stresinden daha az etkilenir. Özsaygı, sınırlarını kabul etmek ve sevmek demektir. Diğer taraftan esnek olmamak başlı başına bir stres kaynağıdır. Kendi kafasındaki çözümün dışında çözüm kabul etmeyen, çevresindeki insanları ve olayları değiştirmeye çalışan, hep haklı olduğuna inanan ve tanıdığı-tanımadığı herkese ders vermeyi kendine görev sayan kişi sürekli stres altında kalmaya mahkûmdur.
2. İşyerinin yapısı: Yaşantılar "öngörülebilir" ve "denetlenebilir" nitelikte ise stres verici etkileri azalır. Bu nedenle iş hayatında "deneyim" ve "beceri" streslerle başaçıkmayı kolaylaştırır. Bunu sağlamak için de işe uygun olan kişinin seçilmesi ve hazırlanması büyük önem taşır. Ayrıca her düzeydeki çalışana "koçluk ve "mentor"luk (akıl hocalığı) olanakları sağlamak stresle başaçıkmayı kolaylaştırır. Üst düzey yöneticiler için ise bu ilişki kurum dışından sağlanabilir.
Başarı duygusu yaşamak baskıyı azaltır ve yaşantıyı zevkli bir duruma getirir. Bu duyguyu artırmak için her başarının tadını çıkarmak gerekir. Ancak Türk kültürü başarının tadını çıkarmaya hoşgörüyle bakmaz. Bu da daha sonraki mücadeleler için gerekli enerjinin üretilmesine ve iyimserliğin gelişmesine engel olur.
3. Kişisel başaçıkma teknikleri: Her bireyin stres kaynağı
farklıdır. Bu nedenle başaçıkma yollarının da farklı olması kaçınılmazdır. Örneğin zaman baskısından kaynaklanan stresler, öncelikleri belirlemeye dayanan "zaman düzenleme teknikleri"nin öğrenilmesiyle azaltılır. İnsan
“What makes me unique?”
That was the question I felt compelled to address. Maybe answering that would help me figure out what to say. I was sitting with Jai in a doctor’s waiting room at Johns Hopkins, awaiting yet another pathology report, and I was bouncing my thoughts off her.
“Cancer doesn’t make me unique,” I said. There was no arguing that. More than 37,000 Americans a year are diagnosed with pancreatic cancer alone.
I thought hard about how I defined myself: as a teacher, a computer scientist, a husband, a father, a son, a friend, a brother, a mentor to my students. Those were all roles I valued. But did any of those roles really set me apart?
Though I’ve always had a healthy sense of self, I knew this
lecture needed more than just bravado. I asked myself: “What do I, alone, truly have to offer?”
Olasılık düşük olsa da bir alana, herhangi bir konuya dair tutku ile bağlı olman durumunda seni eleştirecek, kıskanacak, engelleyecek, alay edecek, yok sayacak, hafife alacak, yetersiz bulacak bir mentor, yönetici, dost veya aile bireyi bulman hälinde tutkunu söndürebilir, başladığın yere dönebilirsin.
But I can’t say I have no future, because I know that every year for my birthday, I will get a new pair of tributes, one girl and one boy, to mentor to their deaths. Another sunrise on the reaping.