Zaman olmuştur ki
Dumanlı havuzlarda soğuk nilüferler
Bulutlara savrulmuş ateş kuşları
Korkulu bir hicranı söyler
Zaman olmuştur ki
Dalgınlıkları hisarbuselik kızların
Bildik şarkıları birden unutuşları
Aynalarda solan gün
Bilinmez hangi uğultulu
Ahval-i perişanı söyler
Zaman olmuştur ki
Loş salonların heyhula büfelerinde
O kiristal fanuslu yorgun saat
Fena halde durmuş görünse de
Başka bir boyutta başka bir zamanı söyler
Zaman olmuştur ki
Falcının avucunda tuttuğu sihirli küre
Aslında yaşanmamış belki hiç yaşanmayacak
Ancak ne kadar renkli
Ne kadar yanardöner bir ömr-i zerefsani söyler
Zaman olmuştur ki
Belki sonbahar belki akşam
Tepeden tırnağa silme yıldız
Belki haziran gecesi
Sanki bir hayal oturmuş o tenha piyanoya
Parmak uçlarında tatyos efendi'nin
meyhaneler dağılmıştır
sarhoşlar mağlup
asfaltlar yıldırım hızıyla soğuyor
hava durgun yaprak kımıldamaz
uzak lâternaların aydınlattığı geceyi
kim arar kim sorar
en tenha rakıların
en ıssız kuytularından
sırılsıklam tefrikalar çıkaran
mahmut yesâri bey’i
kim arar kim sorar
çil çil
yıldızlara karışırdı ziller
kadehler dağılır gümüş karanlığına
gelmiş bütün ihtişâmıyla incesaz
salkımsöğütlerin altına
havuzbaşlarında hızlı ve üryân
ceylân gözlü çengiler
bir başka zamandı bir başka mekân
artık o devr-i dil-ârâyı
o cümbüşü o eğlenceyi
kim arar kim sorar
acaba hangi yıllar
30’lar mı 40’lar mı
sansaryan hanı’nda akşam
o müthiş terkedilmişlik duygusu
kış mıdır yaz mıdır
En kuvvetli bir insanın bile bazen ne kadar zayıf anları, istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkar edebiliriz ? Böyle hadiseler hiç kimseyi olduğundan daha fena , yahut daha iyi yapamaz !