“Seni övmekle şan bulan canımı, senin övdüklerini övmekle lütuflandırmanı isterim. Senin yerdiğini yerecek cesarete ve dirayete de talibim. Sevdiklerini sevdir, sevmediklerini bana da sevimsiz kıl ya Rab!”
“Allahım! Beni üzenleri affedebilecek bir güç ver bana!” demişti. İkrar ediyordu; asıl kudret buradaydı işte!..
Affedebilmek...
Canı acımışken, içi lime lime kıyılmışken bunları yapanları affedebilmekten öte kudret var mıydı herhangi bir beşerin elinde?
Bu yolculuk için araç dildir, endişelerimiz ve korkularımızın saklı kalmış olan dilidir. Bu dilin bütün hayatımız boyunca içimizde yaşadığını biliyorum. Bu durum, kendi anne-babamızdan veya nesiller önce büyük anne ve babalarımızdan ileri geliyor olabilir. Çekirdek dilimiz duyulmak konusunda ısrarcıdır. Nereye gittiğini veya hikayesini takip ettiğimiz zaman, en derin korkularımızı etkisiz hale getirme gücüne sahiptir.