Ve kalbim sanki on yaşındaki çocuğun bedeninde
Sıska vücudum bu ağırlığa karşı koyamıyor
Tırnaklarımla göğsümü oyuyor, parçalıyorum
Yer açmaya çalışıyorum kalbime
Bu arada ruhum firarda
Tüm yükü bedenim taşıyor
Her şey iki kat daha ağır geliyor
Ulu ortada kalıyorum
Beni ayağa kaldırıcak ne bir el ne de sırtımı yaslayacak bir sırt bulabiliyorum
...
Ben, üstü başı toz içinde bir avare
Sen, hayallerimi süsleyen bir peri
Neyime sana sevdalanmak
Olamam sana bir dam bir çatı
Ben ulu ortalıkta yoksun
Harabelere sığınan bir kedi
Her tarafım kir toz
Koyamam başım gözüm üstüne seni
Kucaklayamam bedenini
Tutamam ellerinden
Okşayamam hiç bir saç telini
Ben başı boş gezen bir kuzgun
Kırılmış kanadım kolum
Seni alamam kanatlarım arasına
Kendime yok faydam, sana nasıl olsun
Ben yamuk yumuk çizen bir kalem
Deftere her bir şey çizdim
Adına çok güzel satırlar düşündüm
Ama adını bozmak istemem.
Bî-haber gövdeme gelmiş konmuş,
Müteheyyiç, mütekallis bir baş;
Ayırır sanki bu baştan etimi
Ömr-i ehrâma muâdil bir yaş! ..
Ürkerim kendi hayâlâtımdan,
Sanki kandır şakağımdan akıyor;
Bir kızıl çehrede âteş gözler
Bana güya ki içimden bakıyor.
Bu cehennemde yetişmiş kafaya
Kanlı bir lokmadır ancak mihenim,
Ah ya Rabbî, nasıl birleşti
Bu çetin başla bu suçsuz bedenim?
Dişi, tırnakları geçmiş tenime
Gövdem üstünde duran ifrîtin;
Bir küçük lâhza-i ârâma feda
Bütün âlâyîşn nam ü sıytin! ...
#AhmetHaşim