Kelimeler böyledir işte. Fazla gizlerler kendilerini, birbirinin peşine takılırlar, nereye gittiklerini bilmez görünürler ve ansızın ikisinin, üçünün veyahut dördünün birden kolayca ortaya çıkmasıyla, bir kişi zamiri, bir zarf, bir fiil, bir sıfatla, karşı konulmayan bir heyecanla tenimize ve gözlerimize yükselir, duygularımızın sükuneti bozulur. Bazen de sinirlerimiz dayanamaz buna, çok tahammül etmişlerdir, sanki bir zırh kuşanmış gibi her şeye katlanmışlardır...
Kalabalıkların arasında fark edilemez hale gelenler, yalnızlıktan kalbini kemirenler, cüzdanları şişkin yoksullar, hırkasız dervişler, şiirle sarhoş olanlar, saat kullanmayanlar, kalplerinin ucuna kuş sesli ziller asanlar, burkulan yerlerine buz basanlar, dertlerini cigaranın ucunda tellendirenler , sokakların gürültüsüyle iyice sessizleşenler... Belli ki yanlış giden bir şeyler var. Ne var ki hayat, yanlışı düzeltmek için değil yanlışa katlanmak için var...