Merhum Cemil Meriç'in "Kitap, zekayı kibarlaştırır" düsturundan hareketle ne kadar çok kitapla, kalemle uğraşırsak, üslubumuzun da o kadar daha medeni, yapıcı, kibar olduğunu gözlemliyorum sürekli sosyal hayatımda. Duygusal hassasiyete sahip olmanın zayıflık addedildiği bir çağdayız ama ne hikmetse kendimize kaba davranıldığında nefsimiz hemen devreye girip sinirlenebiliyoruz. Yani herkes nezakete bayılıyor ama iş pratiğe gelince ben nazik davranayım, değil de yalnızca sen nazik davrana dönüyor. "Sosyal ilişkiler" dediğimiz şey karşılıklıdır. Herkes doğuştan ince bir ruha sahip olamasa da yahut kültürel sermayeye sahip olamasa da çocuk sahibi olma sorumluluğunu kendinde gören ebeveynlerin, yetiştirme sorumluluğunu da üstlenerek duygu eğitimi vermeleri gerektiği kanaatindeyim ve tabii her şeyin üniversite sınav başarısı olmadığının, egosu tavanı aşmış bireylerin kaba bireyler olarak toplumda yer alacağının bilincinde olmalıyız.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Muktedir | el-Muktedir İsminin Anlamı Muktedir isminin lügat anlamı: Kudret kökünden türemiş olan el-Muktedir ismi; hazırlamak, tanzim etmek, şeref sahibi olmak, güç yetmek, malik ve hakim olmak, vakit belirlemek, taksim etmek, ölçmek, biçmek, sıkmak ve daraltmak anlamlarına gelmektedir. EL-MUKTEDİR: Her şeye gücü yeten. Kuvvet ve ikti­dar sahipleri üzerinde sulta kuran, istediği gibi tasarruf eden; mevcudu, kuvvet ve kudreti altında zebun (esir) ve mahkûm tutan demektir. Kâdir’den daha öte bir güçlülük ifade eder. Bu güçlülük, bir ayette şöyle ifade ediliyor: “Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yo­rulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yetece­ğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”(Ahkâf,46:33) Muktedir isminin ıstılah anlamı: Muktedir; her şeye karar veren ve her şeyi belirleyendir. Muktedir; her şeyin üzerinde otorite sahibi olandır. Muktedir; kendisine hiçbir yasak engel olmayandır. Muktedir; hiçbir kimsenin kuvvet ve kudret yoluyla O’nun karşısına çıkamamasıdır. Muktedir; kudretini bilfiil ortaya koyandır. Muktedir | el-Muktedir Dualar ve Zikirler EL-MUKTEDİR isminin zikri (744) adettir. Zikir saati Güneş; günü Pazar’dır. EL- KÂDİR esması ile anlamları aynı olduğu için oku­ma saatleri de aynıdır, sabah güneş doğarken ve ikindi sonrası okunur. Pazar gecesi güneş saati yoktur. Muktedir | el-Muktedir esmasıyla yapılacak Dualar: Ey yerleri ve gökleri altı günde Yaratan Allah’ım! Ey gecenin ve gündüzün Sahibi Allah’ım! Ey Kudreti her şeyi Kuşatan! Ey Muktedir! Ey Allah! Senin her şeye gücün yeter! Sana mani olamaz hiçbir şey! Hiçbir şey Seni aciz bırakamaz!
Din İslam
“İslam garip başladı, garip başladığı gibi garipliği geri gelecektir. Gariplere müjdeler olsun.” (Müslim, İman, 65/372) “Kimdir o garipler ey Allah’ın elçisi?” diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur: “İnsanlar bozuldukça düzeltmeye çalışanlardır.” (Ahmed, 16690) Merhum Elmalılı: “Birçok kimseler bu hadisi hep mü'minleri korkutmak için söylemişler, onları ümitsizliğe ve bedbinliğe sokmuşlardır. Bu hadis, ‘İslam garip olarak zuhur etti, ileride tekrar garip olarak zuhur edecek' manasındadır. Hadiste geçen 'Fetuba' (Ne mutlu) kelimesi korkutmak için değil, müjde içindir. Çünkü onlar, Sabikunlar (İslamı ilk yayan bahtiyar kimseler) gibidir.” (Hak Dini Kur'an Dili, 7:3713.) Kardeşim! Dünyada kendini "garip" hissediyorsan, bil ki bu dünya zaten müminin zindanı, gurbet diyarıdır. Yalnızlığın, yardımcısızlığın seni korkutmasın. Kalbindeki iman, yanında hiçbir fani olmasa bile seni kainatın Sahibi ile dost kılmaya yeter. Doğrul, silkiniş vaktidir; sen gurbettesin ama asla sahipsiz değilsin! “Mutlu Garipler” Prof Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -III-
"Ömer İbnu'l-Hattab (r.a.), Umeyr İbnu Sa'd'ı Humus valiliğinden azledince, yerine Hz. Muaviye'yi (r.a.) tayin etti. Halk: Umeyr'i azledip Muaviye'yi mi tayin etti, diye mırıldandı. Umeyr (r.a.) ise: Muaviye'yi hayırla yâdedin. Zira ben Resulullah aleyhissalatuvesselamın "Allahım onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!" dediğini duydum, dedi." Kütüb-i Sitte, Hadis No: 4478 Evvelki yazılarıma yapılan bazı yorumlardan ötürü, daha başlarken bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum: Hz. Muaviye'nin "radyallahu anh" denileceklerden olduğu "şu âhirzamana kadar" Ehl-i Sünnet mabeyninde "netameli" bulunmuş bir konu değildir. Mevzuun gerek İmâm-ı Gazalî'nin İhyâ'sında, gerek İmâm-ı Rabbanî'nin Mektubat'ında ve gerekse diğer makbul/muteber kaynaklarımızda nasıl ele alındığını incelerseniz "netameli" hiçbir noktaya rastlayamazsınız. Hz. Muaviye'nin bir Sahabî olarak "hürmete layık olduğu" gayet açıktır. İttifakla da beyânlıdır. Ulemamızın bu meseleyi medar-ı bahs etmeleri, kendi aralarında tartışma konusu olduğundan değil, Şia vb. bid'a fırkaların Mü'minlerin kafalarını/kalplerini karıştırmalarına engel olmak içindir. Elhamdülillah. İşte biz de bugün o salih seleflerimizin izlerini takip ediyoruz. Rabbim, ne bu dünyada ne ötekisinde, dudaklarımızı ayak izlerinden kaldırmasın. Âmin. Bediüzzaman'ın da bu müceddidler kervanının bir halkası olduğunu hatırlarsak, elbette, ondan da bu hak yoldan başkası sâdır olmaz. Başka muradı olamaz. Zâten, Hz. Ali radyallahu anhın duruşunu "azimet" Hz. Muaviye radyallahu anhın duruşunu ise "ruhsat" noktasında ele alması, "her ikisini de" İslâm dairesi içinde gördüğünün delillerinden birisidir. Mezkûr kavramlar hakkında küçük bir özet geçersem: **Azimet "asıl hüküm"dür. Ruhsatsa şartlarına bağlı olarak uygulanabilecek "geçici
Hazreti Muaviye
“Ömür dediğiniz nedir? Üç gün hilal, üç gün bedir Haftaya boş kalır sedir Say bir karış, say bir adım Geçti gitti, anlamadım.” Türk edebiyatının ve fikir dünyamızın önemli isimlerinden, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç' u vefatının sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve özlemle anıyorum. Hayatı, insanı, memleketi, sevgiyi ve inancı kendine has üslubuyla mısralara taşıyan Karakoç; halkın dilini, derdini ve sevincini şiirlerinde yaşatmayı başarmış müstesna bir kalemdi. Onun şiirleri sadece okunan değil, hissedilen ve yaşanan dizeler olarak gönüllerde yer buldu. Yukarıdaki dizelerinde de hatırlattığı gibi ömür, insanın farkına varmadan akıp giden bir yolculuktur. Geriye ise güzel sözler, hayırlı işler ve gönüllerde bırakılan izler kalır. Merhum Abdurrahim Karakoç’u vefat yıl dönümünde rahmetle yâd ediyor; Rabbimden mekânını cennet, makamını âli eylemesini niyaz ediyorum. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.(7Haziran😔)