Kalpten Kalbe
Merhum Dr. Ahmet Çağıl, bir sohbetinde kalple ilgili şunları söylemiştir: "Kalbimizde ne varsa kalıba da o yansıyor. Kalp tertemiz ise beden, dinin emirlerine itaat ediyor, yasaklarından kaçınıyor. Kalp bozuk olursa, dil rahatlıkla gıybet edebiliyor. Göz harama yönelebiliyor. Bize düşen görev kalbi temizlemektir. Bedenimizdeki bütün organlar kardeş gibidirler. Bunları yöneten, çekip çeviren ise kalptir; sanki büyük kardeş gibi... Kalp neyi severse, diğer organlar da onu seviyor; nelerden nefret ederse diğer organlar da ondan nefret ediyor. O yüzden kalbin mutlaka ıslahı gerekiyor"
Sayfa 23 - Serhend, Mayıs - 2026·Kitabı okuyor
Tebessüm ettiren detay
Hatta yedi sekiz sene evvel merhum Hafız Hanımın Karamürsel'de hisseli bir meyve bahçesi bulunduğuna dair bir mektup ele geçmiş,....
Sayfa 157·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Merhum çok iyilik severmiş :D
Kaç kere şahit olmuşumdur, otomobille giderken, yol kenarında pinekleyen, köyden yeni gelmiş işsiz ameleleri toplayıp, "Ulan bu gece bendensiniz..." deyip eğlensinler diye götürüp Abanoz sokağındaki genelevlere bırakmış ve gecelik paralarını mamalara peşin ödemiştir. Yani diyeceğim şu ki, merhum çok iyilikseverdi ve fakir fukaranın gönlünü etmesini pek severdi, nur içinde yatsın...
Sayfa 19 - Nesin Yayınevi·Kitabı okuyor
Mickey Hart’ın kahramanı ve akıl hocası, merhum, büyük mitoloji uzmanı Joseph Campbell şunu yazdı: “Mutluluğunuzu izleyin ve daha önce kapıların olmadığı yerde kapılar açılacaktır.” Kendimize karşı dürüst olacağımıza ve hayallerimizi izleyeceğimize dair içten söz vermemiz sonucunda evrenin desteğini kazanacağız. Kararsız olduğumuzda evren bize kararsız ve değişken gözükecek.
Önsöz-İlmihal
Sözlükte; "davranış bilgisi" anlamına gelen ilm-i hål terimi dini literatürde; "inanç, ibadet, muamelåt (günlük yaşayış), ahlâk konuları, yer yer ulu'l-azim peygamberler, ayrıca Peygamber Efendimiz'in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı" diye tanımlanabilir. İlmihaller, kişinin Rabbine, kendine, ailesine ve içinde yaşadığı toplum ve çevreye karşı sorumluluk ve yükümlülüklerinden kısaca günlük yaşamında bilmesi gerekenlerden bahseden kitaplardır. İlmihal geleneği onuncu yüzyıldan itibaren oluşmaya başlamıştır. Peygamber Efendimizin; "İlim öğrenmek her müslümana farzdır" (İbn Máce, Mukaddime, 17; Ibn-i Abdi'l-Berr, Camiu'l-Beyan, 1/8-9; Taberâni, Mucemü'l. Kebir, 10439.) mealindeki hadis-i şerifinde zikredilen ilim kelimesi, "ilm-i hål" olarak yorumlanmış ve bunun kapsamına iman, namaz, oruç, helâl ve haram gibi temel bilgilerin girdiği belirtilmiştir. Fıkıh kitapları, dini konuları ayrıntılı biçimde ele alıp görüş ayrılıklarına yer verir, her görüşün delillerini zikreder ve karşıt delillere cevap verir. Fetva verilen görüşü anlatmaktan ziyade fıkıh ilminin esaslarına göre meseleyi incelemeyi, rivayetler arsında tercihler yapmayı hedefler. Bu yüzden fıkıh kitapları, daha çok âlimlere veya bilenlere hitap etmektedir. Bu durum halkın, temel konularda özlü bilgiler ihtiva eden, dili sade, anlatımı basit, hatta ezberlenmesi mümkün eserlere ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde ilk ilmihaller bu sebeple yazılmaya başlamıştır. Yine bu sebeple Müslümanların her an müracaat edebilecekleri, önemli ve ihtiyaç duyulan bilgileri içerdiği için herkesin eli altında mutlaka bulundurmaları gereken kitaplar olmuştur ilmihaller. İlmihal, dinî metinlerin özeti halinde tercih edilen ve fetva verilen görüşleri kısaca anlatan ve günlük yaşama uyarlanmasını
Kitap Alıntısı
Nisa Suresi 34. Ayet'e takla attıranlara ithafen
Tarihselci eğilim ve perspektife, "İslam hakkındaki oryantalistik söylemin meydana getirdiği atmosfer ve mevcut siyasi koşulların zorlamasıyla oluşan modern taleplerin meşruiyetinin dayanağı olmaya elverişli bir içeriğe sahiptir" şeklinde bir rol biçilmesi bize göre ya hatalı bir okuma ya da hedef saptırmadır. Zira modern taleplere meşruiyet dayanağı olmaya elverişli içerik, tarihselci eğilimde değil, modernitenin dayatmalarını çok kere tarih üstücülük ve evrenselcilik sütresiyle saklama ve aynı zamanda söz konusu dayatmaları Kur'an üzerinden meşrulaş­tırma gayretleriyle tebarüz eden "klasik İslam modernizmi"ne yakışır bir sıfattır. Zira modern taleplerin meşruiyet dayanağı olmak, Kur'an'm on beş asır boyunca tüm Müslüman âlimlerin bilindik manada "darb etmek" diye tefsir ettikleri "vadribûhünne" (Nisâ 4/34) ifadesini, şimdilerde "evden uzaklaştırmak" gibi hafif veya sözüm ona "şiddet"ten arındırılmış manalar yükleyerek bir bakıma "Kur'an'ı çağdaşlaştırma" cüretinde bulunmaktan başka bir şey olmasa gerektir. Hiçbir usul takip etmeksizin, hiç­bir İlmî gerekçe belirtmeksin Kur'an'daki bir ifadeye modern çağın ilcaatına uygun mana takdirlerinde bulunmanın merhum Fazlur Rahman'ın "ilkesiz yenilikçiler" diye tanımladığı İslam modernistlerine özgü bir tutum olduğu gayet iyi bilinmektedir.
Sayfa 21 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din