Hani derler ya dünya koşuşturmacasında bir an durup dinlenmeli, hayatı kaçırmamak için… Bu meziyete ermek için çok uğraşmanıza gerek yok, İbrahim Tenekeci’nin kitaplarını okuyun yeter.
Uçuş Denemeleriİbrahim Tenekeci · Profil Yayıncılık · 20212,736 okunma
Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve üslubu çok samimi. Okurken yazara sarılasım geliyor :)
Kitapta en çok etkilendiğim bölüm, bir okurun sahici olmamak gibi bir eleştirisine yazarın cevabıydı. Eleştiren kişi yazarı çok iyimser bulmuş ve yazar, hayata insanlara kusurlarıyla değil iyi yönlerini görerek baktığını açıklamış.
Çoğu kısa hikaye kitaplarında kasvetli tramvatik aile konuları işlenir. Ben de bunu eleştirir neden yazarların iyimser olamadığını güzel şeylerden bahsedemediğini yargılardım.
Şeyma Hanımın kitaplarını okurken böyle bir endişem kalmıyor. Çünkü kitabı bitirdiğimde otomatikman mutlu oluyorum :)
Bedia ve Lami’nin sarsılan evliliğiyle başlayan kitap, kendisini baştan çıkaran Canan ile olan Lami’nin evliliği üzerinden devam ediyor. Ve Canan’ın yedi kocalı hürmüz hayatı…
Canan gerçekten ahlaksız bir kadın. Lami ise gerçekten budala. Yani insan kendini nasıl bu kadar küçük düşürebilir ki?
Kitabı okurken her karaktere ayrı ayrı kuruldum. Bir tek Abdullah Bey -Bedia’nın babası- düzgündü. Bedia bile tamam kadınlık gururunu taşıdı ama kızım bir kalk kendine gel. Bir erkek için hayatı zindan etmeye değer mi?
Peyami Safa insan psikolojisini derinlemesine kaleme alan bir yazar. Bu sebeple okuması çok keyifli ama bu kitapta birkaç fikriyle zıt düştüm. Özellikle Bedia’nın üzerine kurduğu makus talih üzerine. Bazı cümleleri de kadını metalaştırıyordu. Hele Selim karakterinin söyledikleri…
Her ne kadar tüm karakterlere salak gözüyle baksam da kitap güzel ve sürükleyiciydi.
Polisiye türünden daha çok felsefik bir kitap. Kitabın konusu kendi kurdukları ahlak felsefesiyle kafayı bozmuş bir suikastçı şirketinin kendi kendini bitirişi. Dediğim gibi çokta polisiye olarak bakılacak bir kitap değil. Kitabın içinde etkileyici kuramlar olsa da kitap çeviri olduğu için bazı yerlerini anlaması gerçekten zordu. Etkileyici bir kurguyla başlayan kitap yer yer yoğun felsefik cümlelerle boğucu olmuş. Ama eğer felsefe ilgi alanınızsa zevkle okuyabilirsiniz.
Cinayet ŞirketiJack London · Alfa Yayıncılık · 20212,756 okunma
Kitabın ilk başlarında belli bir olay kurgusu yok diye sıkılmıştım. Tek bir kurgu yerine köydeki insanlara, olaylara kısa kısa değinilip köyün sosyalitesi çerçeveleniyordu. Ardından o çerçevenin içinden teker teker fotoğrafları alıp geriye hüzünlü bir yalnızlık, terk edilmişlik bıraktı yazar. Okuyucuya köyden şehre göçüşün köy yüzünü anlattı.
Bir zaman şehir deyip tutuşan insanlar şimdilerde köye ev yapmayı düşlüyor. Dünya gerçekten tuhaf, ne yaparsa yapsın insanoğlu tatmine eremiyor. Hep bir şeyler eksik kalıyor. Hayat bizi bir paradoks içinde döndürüyor. Özetle yine bir Mustafa Kutlu kitabı içime hüzün çöktürdü.