Benim için ‘görev’ sözcüğü çok ağır ve baskıcı bir sözcük. Ben yalnızca tek bir şey için görev sözcüğünün söz konusu olabileceğini düşünüyorum; o da özgürlüğümün korunması. Evlilik ve ona eşlik eden sahip olma duygusu ve kıskançlık, ruhu tutsak eder. Bunlar benim üzerimde asla egemenlik kuramayacak. Doktor Breuer, ne kadın ne de erkeğin zayıflıklarıyla birbirlerine zulmetmeyecekleri günlerin geleceğini umuyorum.
Ana babanın, kendi yaşamlarının gerçekleşmemiş amaçlarına çocuklarının ulaşacağı umudunu yüklenerek büyümek yeterince güçtür, ama ölü bir kardeşin ruhunu bedeninde taşımanın ek yükü, hassas bir süreç olan kimlik oluşturma sürecini ezici bir biçimde etkileyebilir.
Anne veya babayı ya da çok eski bir arkadaşı kaybetmek çoğu kez geçmişi kaybetmektir: örneğin kişi çok eski dönemlerin değerli olaylarının yaşayan tek tanığı olabilir. Ama bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir: kaybedilen, kişinin yaşam projesinin ta kendisidir -ne için yaşadığı, gelecekte kendimi nasıl tasarladığı, ölümü aşmayı nasıl umut efebileceğidir (insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir).