"Ronin kelimesi Japoncada 浪人 şeklinde yazılır. Yani dalga ve kişi karakteleriyle. İşte ben de kendimi öyle hissediyorum, hayatın fırtınalı denizinde sürüklenen küçük bir dalga insanı gibi."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İspanya'da meydana gelen iç savaş sırasında dağlarda savaşan, faşizme karşı birleşen bir gerilla grubunu anlatan bu kitap aşırı duygu yüklemeleriyle kitabı yaşıyormuşcasına okumama sebep oldu.
Roman, Robert Jordan adında birinin İspanya'nın köylerinden birinde bulunan gerilla grubuna, bir köprü patlatmak amacıyla katılmasıyla başlıyor. Tüm kitap boyunca dört gün işleniyor. Kitap yeri geliyor kahramanlıktan, savaştan, faşizme karşı insanların direnişini anlatırken bazen de Robert Jordan'ın aşkını anlatıyor.
Kitapta kusur görebileceğim hiçbir yer yoktu. Tümüyle beni içine çekti, okumam için kendisini çağırırken bir yandan da bitmesini istemediğim için yavaş okumama sebep oldu.
1936 yılında Hemingway'in İspanya'da bir iç savaşta muhabirlik yapmış olması da aslında kitabın içinde yazarın hayatından izler olduğunun da bir göstergesi.
Maria'nın kırpık saçlarıyla, Agustin'in küfürlü ağzıyla, Pilar'ın anaçlığıyla, Rober Jordan'ın düşleriyle ve tüm gerilla grubunun mücadelesiyle okunmaya değer bir kitaptı.
26, yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi akıcılığıyla, kelime oyunlarıyla beni kendine bağladı ve tek seferde bitirdiğim bir kitap oldu.
Kurgu 26 yaşına kadar sorumluluk almamış, gününü gün ederek geçiren, daha sonra kendini birden iş dünyasında bulan İdil ve omuzlarında tonlarca sorumluluk olan 35 yaşındaki Ateş Kemal'in etrafında geçiyor.
Kitabı ilk okumaya başladığımda daha çok sadece İdil odaklıydı. İdil'in sorumluluk almayı öğrenişi, yeni hayatına adım atışı ve bir yandan Ateş'e karşı hisleriyle tanışmasından ibaretti. Daha sonra kurgudaki bir kırılma noktası kitabın havasını anında değiştirdi. Kitap artık İdil ve Ateş'ten birlikte söz eder oldu. Kırılma noktası benim kalbimi de bir miktar kırdı ama hayat işte, kırılıyor bazı şeyler.
Daha sonrasıyla tatlı topuklu ayakkabılar, ceketler, dünya mutfağından yemekler ve bir ton duygulu diyalogtan ibaretti. Kitabı bitirdiğimde harikalar diyarı yolculuğumda sona ermiş oldu.
Kitap tam yerindeydi bence. Ne kısa ne de uzun. Yazar çok güzel bir yerde, tadında bırakmıştı. Kitabın bölümlerinin adlandırılma şekliyse kitabı bitirdiğinizde farkına varacağınız bir şekilde adlandırılmıştı ve bu da hoş bir ayrıntıydı.