“İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth’da vardı.”
"Farz edin ki kahvenin karşısında bir bar var. Barın müdavimleri içinse bu hayatlar, günün birinde anlatmayı düşledikleri birer öyküdür. Kekremsi bir ölüm tadı bırakırlar damaklarında. Her gün yeniden kurulan gündelik labirentlerden bunaldıklarında son umutlarını sokağa bağlarlar. Özgürlük hayaletinin dolaştığı sokağa... Düşkünlük, kendilerine zaman zaman tanıdıkları bir hak, keyfini çıkardıkları bir ayrıcalıktır. Mutlak iyiden ve mutlak kötüden uzakta, ortalamaların güvenli uzaklığında, insan özgürlüğünün cehennemini kurgularlar. Kahvedekilerse cehennemi bilir. Özgürlük onlara tellerle çevrili bir avluyu hatırlatır. "İnsan" denince... İnsan daha ilk çığlığından insan olarak doğmaz mı zaten?"
Şimdi ne zaman bir kelebek görsem,
Aklıma biraz sen geliyosun
Yolda yürürken de gülümsersem yanlışlıkla
Bence senin yüzünden hep
Özledim demeyi özlemiyor insan o başka
Güzel şeyler var öyle aklına geliyor birden
Senin sarılıp öptüğün denizlerde kum olmak tane tane
Aklından geçtiğin köprülerin şarkısı olmaklardan
Sana sarılmaktan yorulmak belki bazen de
Yol ne orospu evladı bir şeydir ayrılan ırmaklardan
Yanlış mı?
Hiç sevemedim, hiç sevmem!
Şimdi ne zaman uzağa baksam,
Aklıma biraz sen geliyosun
Bir marş bulsak diyorum içimden coşkuyla
Ne zaman aşık olsak yeniden anasona, üzülme
Bir arş bulsak yükselecek, yükselecek, yüksek
Şimdi ne zaman aşık olsam başka başkalarına
Senin bakışın bakış değildir artık
Ve benim kaçışım film misali yalı mutfağında suikast
Şimdi ne zaman bir kelebek görsem,
Aklıma biraz sen geliyorsun.
Demek ki korkak büyüdük diyorum
Demek ki beni hep sev
Demek ki gel hadi şu bulutları ünlü insanlara benzetelim
Demek ki, beni affet