yiyeceklerimizi temin eden kişilere özgür insalar derdik. Bu bir espriydi. Bizler toprağa, makinelere, her şeye sahip egemen sınıftık. Yiyeceklerimizi getirenlerse bizim kölelerimizdi. Ellerindeki yiyeceklerin neredeyse hepsini alır onlara da birazcık bırakırdık ki çalışacak enerjileri olsun ve bize daha çok yiyecek getirsinler.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır; ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
Bu kitap, içindeki karakterler, yaşananlar beni çok etkiledi. Okudukça karakterlerin duygularını hissettim, onların karakter yapıları öyle güzel anlatılmış ki düşündükleri ve hissettiklerini ben de benimsedim. Kitap temelde annesi ve babası tarafından çok sevilen ve gurur duyulan bir çocuk olan Iza'nın babasını kaybetmesinin ardından annesi ile birlikte yaşaması üzerinde ilerlese de geçmişe dönük olaylar ve karakterlerin hislerinin de anlatıldığı güzel bir yolculuk halini alıyor. Iza'nın annesi Etalka'yı okurken uzun yıllardır her şeyi birlikte yaptığı, hayatını paylaştığı eşini kaybetmesin onda yarattığı boşluk, yalnızlık hissini iliklerime kadar ben de hissettim. Iza duygusal anlamda hissiz diyebileceğimiz ama diğer alanlarda oldukça başarılı bir kadın. Anne ve babasını çok sevip onlarla sürekli ilgileniyor olsa da bu ilgi onları daha konforlu ve sağlıklı yaşatmaya yönelik bir ilgi. Oysa Etelka daha duygusal bir karakter ve eşinin ölümünün ardından kızıyla birlikte olmasına rağmen yalnız hissetmesinin en büyük nedeni de bu. Hayatını taşrada geçiren Etelka kızının yanına kente taşıdığında girdiği bu bambaşka dünyaya alışmakta güçlük çekiyor. Maddi olarak pek çok imkanı olsa da kendini oraya ait hissetmemenin verdiği iç huzursuzluktan kurtulamıyor. Kendini yapayalnız hissedip günden güne sessizleşiyor. Bu yalnızlık hissini özellikle şu cümle çok etkileyici bir şekilde gösteriyor. " Fark etmeden ölmüş olabilir miydi? Farkına varmadan gelebilir miydi ölüm?" Yalnızlık, kır-kent farkı ve kuşak çatışması çok etkileyici bir şekilde işlenmiş. Okudukça karakterlerle bütünleştim ve hayata onların gözünden baktım. Okumayan herkese tavsiye ederim, mutlaka okuyun ve farklı iç dünyaları olan bu karakterlerin gözünden dünyayı görün.
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma