Charles Dickens ile tanışma kitabım oldu. İngiliz yazarlara sempatim var. Hikayeleri soğuk değil. Sizi yakalayan bir tarafları oluyor her zaman.
Kitabı okurken Fransız devrimi ile ilgili bilgilerimi de tazelememe sebep olduğu için ayrıca teşekkür ederim. Aynı dönemin farklı ülkelerde bulunan şehirlerin hikayesini fransız devrimi ile harmanlıyor yazar.
Fransada aristokratların halktan kopukluğu, halkın ağır vergiler altında ezilmesi, açlık, yoksulluk ve sefalet içinde yaşamalarını o kadar güzel anlatmış ki adeta sende 1700lerin o dönemine ışınlanıyorsun okurken. İngilterede ise durum Fransanın tam tersi tabi ki...
Bir gün Fransa halkının canına tak edip devrim yapmaya karar verdiklerinde işin rengi değişiyor. Güç bir zamanşar ezilen tarafın eline geçince en ufak bir acıma duygusu olmadan vicdanlarını bir kenara bırakarak kendilerine yapılan haksızlıkların öcünü alıyorlar.
Kitap o kadar çok duygudan duyguya sürüklüyor ki yeri geliyor sonlara doğru gerilmekten okumakta zorluk bir çekiyorsunuz.
Kitapta yer alan karakterlerin dönüşümleri ise sizi hayrete düşürebiliyor.
Okumayan kaldıysa muhakkak ilk işi bu kitabı alıp okumak olsun. Okurken bilgilenmek baxı konuşar hakkında fikir edinip merakınızı artıracak bir kitap.
Kitabın o efsane olmayı gerçekteb hakeden giriş cümlesiyle bitirmek istiyorum "Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi...."