Halbuki siz, iflas-i ahlakiye uğramış, bozulmuş, behimmiyetten başka her şeyi kaybetmiş, berbat ve gayri kaabil-i tahammül bir adamsınız.
Sizde din, duygu, ahlak, fazilet, babiliyyet-i teessür, hissiyet-i maneviyye yoktu.
""Tanrı kullarını gözetir." "Ne gecenin dehşetinden korkarsın ne gündüz uçan oktan. Sen yalnız kendi gözlerinle seyredecek, kötülerin cezasını göreceksin."
Bu kapsamda hatırlanması geren bir diğer prensip de milletlerin bilgelikleridir ve her millet hak ettiği hükümet tarafından yönetilir; iyi de olsalar kötü de olsalar başbakanların birbirinin aynı olmadıkları gibi, miletlerinde aynı olmadıklarıdır.
Öyle bir an geldi ki Chantal Tanrı'nın kendi sesini duyamayacak kadar uzakta olduğuna inandı.
Hep şu korku, diye düşündü rahip. Bir insanın üzerinde egemenlik kurmak için onu korkutman yeterli.
Faiz bey sesini çıkarmıyordu. Bu, mümkün olduğu kadar septik(kuşkucu) bir adamdı. Etrafında geçen hadiselerin bütün sebeplerine bir anda intikal etmek isteyen ihtiyatkar zekası, Neriman'nın bu halinde de yeni amiller arıyor ve aldanmıyordu; fakat, bir taraftan da, Neriman'ın ahlakında salaha doğru yeni bir imkan yolu açan bu hareketlerinden korku ile karışık, mütereddit bir sevinç duyuyordu.