Ya efendilik edecekti ya kölelik. Merhametse sadece güçsüzlük belirtisiydi. İlkel yaşamda, çok çok eskilerdeki atalarının yaşamında merhametin yeri yoktu. Merhamet yanlış anlaşılır, korku sanırdı. Böyle bir yanlış anlama ise bu düzende ölüm demekti. Ya öleceksin ya öldüreceksin yasa buydu.
Uygarca yaşarken, ahlaki bir nedenle, diyelim Yargıç Miller’ın kamçısını korumak için, ölüme bile gidebilirdi. Oysa şimdi, postunu korumak için ahlaki tutumlardan kaçınıyordu ve bu, uygarlıktan uzaklaşmasını tamamlandığını göstergesiydi.
İyilikle az, kötülükle çok karşılaşacaksın. Bunun nedeni nedir diyecek olursan, kötülüğün tek, iyiliğin çok hamlede tanımlanıyor olmasıdır. Mesela bir köye dağdaki dereden su getirmek ne kadar hamle gerektirir biliyorsun. Boruları alacak, toprağı kazacak, her boruyu tek tek ötekine ekleyip boydan boya uzanan çukura yerleştireceksin, sonra üstünü kapatacak ve ardından suyu evlere tek tek dağıtacaksın. Ama kızdığın köyü susuz bırakmak öyle mi ya, boruyu tek hamlede delerek suyu boşa akıtır çoluğu çocuğu, öküzü buzağıyı,
ocaktaki tencereyi, leğendeki çamaşırı susuz bırakır geçer gidersin.
Unutma, dünya hiçbir zaman iyiye gitmez, ileriye gider ama iyiye gitmez. Biz ileriyi iyi zannederiz. Hangi dere dağa doğru akıp da kurumadan kalmış, öyle olsaydı, dağlar yerinde kalmaz, hepsi göğe doğru deniz olurdu.