Kabadayı Martin Eden’la denizci Martin Eden gerçekti ve Martin bir kabadayı olarak, bir denizci olarak yaşamıştı ; ama meşhur yazar Martin Eden yaşamıyordu
Artık dört saat uyuyorum. Uyku yetmiyor. Bazen uykusuzluktan başımın döndüğü, bazen sırf ebedî istirahati ve uykuyu çağrıştırdığı için ölümün bile cazip geldiği, bazen de Longfellow’un dizelerinin sürekli beynimde yankılandığı zamanlar oluyor:
Deniz durgun ve derin;
Sinesinde yatan her şey uykuya dalmış;
Tek bir adım atıp bütün acılarıma son verdin,
Daldın, kabarcıklar çıkardıp battın ve yok oldun.
Diğer her şey aşkın yanında ikinci plandaydı. Martin’in aşk macerası, düşünce dünyasındaki macerasından daha büyüktü. Karşı konulamaz kuvvetlerin itici gücü uyarınca atomlardan ve moleküllerden oluşan bu dünya, sırf bunun için hayranlık duyulucak bir yer değildi ; onu güzel yapan, içinde Ruth’un yaşamasıydı. Hayatında bildiği, sezdiği veya hayal ettiği her şeyin en muhteşemiydi o.
Seni ilk gördüğüm akşama dek aşkın ne olduğundan haberim bile yoktu. Biliyor musun , o gece vedalaşıp ayrıldıktan sonra neredeyse tutuklanıyordum.
-tutuklanıyor muydun ?
Evet . Polis benim sorhoş olduğumu düşündü; elbette senin aşkınla sarhoştum.