mertcan10

mertcan10
@mertcanno
ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu başkanı Manevra Dergi Editör
Yaşasın SAE
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 17:29
Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü Dikkat Spoiler İçerir!! Kitapta Doğu-Batı çatışmasından öte klasik olan ile modern olanın çatışmasını görürüz. Halihazırda bu çatışmayı sadece bizim değil, aynı zamanda Batı toplumları tarafından da yaşandığını düşünülürse bu ayrıntı önem taşır. Ancak biz romanda bu çatışmanın ortasında kalan, kim olduğunu bilmeyen bireyler üzerinden Türk toplumunu görürüz. Romanın başalarını Osmanlı’nın son dönemleri gibi düşünebiliriz. Karakterimiz yoksulluk içerisindedir, Andronikos’un hazinesi ve cıvayı altına çevirmek gibi akıl dışı işlerin peşinden koşar. Bu dönemi bize hissettirmek derdindeki Ahmet Hamdi de kitabın sonraki kısımlarına, yani karakterimizin gitgide modernleştiği yerlere oranla çok daha fazla Arapça ve Farsça kelime kullanır. Hayri İrdal’ın özünü, eskiliğini, muhafazakarlığını bize buram buram hissettirir. Hayri İrdal çocukluğundan beri yoksulluk çekmiş, elinden bir iş gelmeyen, anlaşılamamış, cahil, sünepe ve makus talihli bir adamdır. Dönemin özellikileri ve karakterin yaşadığı dönüşümlerle birlikte Türk toplumunu simgeler. Babasını sevmiyordur Hayri İrdal, babasını öldürmelidir. Doktor Ramiz’in yaptığı psikanalizm sürecindeki gördüğü bir ya kaplanı öldürmeli ya da kaplan tarafından öldürülüp yeniden doğmalıdır. Baba; eski kültürü, eski kimliği ve otoriteyi simgeler. Hikayenin ortalarında son babası -yaşlı Abdusselam Bey- borç içinde ölür, Osmanlı Devleti yıkılır. Karakterimiz Halit Ayarcı ile tanışır. Hayri İrdal’a sana bakınca kendimi görüyorum, bana eski halimi hatırlatıyorsun der. Her cümlesi bir aforizma niteliğinde, modern olan, etrafındaki herkesi etkileyen ve kendine benzeten bu adamın modern Batı toplumu olduğu düşünülebilir. Birlikte Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü kurarlar. Bu kurumun varlığının gerek olduğuna veya
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Reklam
Huzursuz Bir Roman
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2024 02:17
Spoiler bulunabilir İhsan ile Suat’ın çatışmasıdır kitap. Akıl, mantık ve düşünce; duygu ve şehvete karşı. Biz bu çatışmayı Mümtaz’ın dünyasıyla izleriz. Kitabın dört bölümünün isminin İhsan-Nuran-Suat-Mümtaz diye ilerliyor oluşu Mümtaz’ın önce ‘’düşünce’’ ile serpilmesi, sonra Nuran ile gerçek duyguyu -Aşkı. Bu duygu olmasa Suat’ı gerçekten anlayamazdı- deneyimlemesi, Suat’la birlikte duygunun önemini görmesi ve son bölümde de bütün bu yaşadıklarının, duygularının ve düşüncelerinin arasında kalmasını anlatmasındandır. İki dünya savaşı arasındaki hayatını bu çatışmalar eşiğinde izleriz. Bunların yanında eserde sık sık Arapça ve Farsça kelimelerin kullanılması okuyucuyu yorabilir. Bu yüzden muhayyil ve tahayyül gibi kelimeleri bilmenizin okuma zevkinizi arttıracağını düşünüyorum. Suat şehvetin adamıdır, adeta bir şeytana benzer; İhsan’ın da deyimiyle isyanla doğmuştur, hastadır ve ölmeye mahkumdur. Nietzsche’nin üstinsanını temsil eder ama aynı zamanda tek bir fikrin adamı da değildir. Yine de Mümtaz onun şeytani ve muzip gülümsemesini unutamaz, onu kendi içinden atamaz. Buna karşın İhsan; Mümtaz’ın babası gibidir ve son bölüme kadar bir kurtarıcı gibi anlatılmıştır. Bu bakımdan Ahmet Hamdi’nin fikir babası olan Yahya Kemal’e benzetilir, Mümtaz da bir nevi Ahmet Hamdi’nin kendisidir. Ancak sanatında duyguları savunan Yahya Kemal, her konuda akıl ve mantık ile bir fikir üreten İhsan’la birbirlerinden ayrılır. İhsan kitabın sonunda kendi hastalığını yener ve savaşını kazanır ancak bununla zıt bir şekilde bütün dünya başka bir savaşa sürüklenir. Kitap bir aşk hikayesidir ve bu aşk İstanbul ile semt semt anlatılır. Bu aşkın uzun uzun betimlenmesinin okuyucunun hoşuna gitmediğini görsem de kanımca bu aşk en güzel şekliyle anlatılmıştır. Her sayfada Doğu ile Batı’nın, yeni
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma