"Tartışma ilerledikçe, Amerikalıdan hoşlanmaya başladıklarını fark etmiş bizimkiler. Çünkü kendi görüşlerine var gücüyle inanıyor ve dürüst davranıyormuş. Bunu tek düşünen benim arkadaşım değilmiş, ötekiler de sonradan aynı fikri paylaştıklarını söylediler. Gerçekten önemli olan tek şey insanın inandığını hissetmesi ve yaşamasıdır; yeter ki bu, yalnızca kendini rahatlatacak basit bir inanç olmasın. Arkadaşım kendini Amerikalı çavuşa, yürüyüşleri boyunca sırıtarak onları seyreden budalalardan daha yakın hissettiğini söylemişti. Futbol gibi. İki takım da birbirlerini yenmek için oynarlar, karşı takımdan oldukları için ötekilerden nefret bile edebilirler; ama biri gelip de futbolun aptalca olduğunu veya zaman harcamaya değmediğini söylerse, bu kişiye karşı birlik oluştururlar. Önemli olan bir şeyler hissetmektir. Anlayamıyor musun?"