"Tartışma ilerledikçe, Amerikalıdan hoşlanmaya başladıklarını fark etmiş bizimkiler. Çünkü kendi görüşlerine var gücüyle inanıyor ve dürüst davranıyormuş. Bunu tek düşünen benim arkadaşım değilmiş, ötekiler de sonradan aynı fikri paylaştıklarını söylediler. Gerçekten önemli olan tek şey insanın inandığını hissetmesi ve yaşamasıdır; yeter ki bu, yalnızca kendini rahatlatacak basit bir inanç olmasın. Arkadaşım kendini Amerikalı çavuşa, yürüyüşleri boyunca sırıtarak onları seyreden budalalardan daha yakın hissettiğini söylemişti. Futbol gibi. İki takım da birbirlerini yenmek için oynarlar, karşı takımdan oldukları için ötekilerden nefret bile edebilirler; ama biri gelip de futbolun aptalca olduğunu veya zaman harcamaya değmediğini söylerse, bu kişiye karşı birlik oluştururlar. Önemli olan bir şeyler hissetmektir. Anlayamıyor musun?"
“Rıza Bey, bir ara Ohrili Hüseyin Bey’e hasret kaldığını söyledi. Allah insana maldan önce hayırlı komşu vermeliydi. Bir savruk komşusu vardı. Onun yüzünden başından bela eksik olmuyordu. Adam bir ara, bir tarlayı hem ona hem kardeşine satmaya kalkmıştı. Başka bir otlağı ise komşuluk hatırı bozulmasın diye altı yıl arayla iki kez satın almıştı adamdan. Sonra da Bogradiçliler’e kiraya verdiğini duymuştu, o iki kez satın aldığı otlağı.”
“Güvenilir kurumları sınırlı sayıdaki fakir toplumlarda, güç genellikle ‘milis’ ve ’siyasi parti’ kisvesi altındaki çetelerde olur. Bazen saf Batılı destekçileri tarafından kışkırtılıp güç için savaştıklarında, birçok masum insanın ölümüne sebep oluyorlar.