Mert Ergene

Mert Ergene
@mertergene
hafıza her şeydir
Avukat
Üniversite
1995
10 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Su beden için ne ise; amaç da zihin için odur.
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
İngiliz yazar John Robert Fowles'in 1963 yılında yazdığı bu roman o döneme dair izleri taşımakla birlikte psikolojik açından 2 karakteri kendi gözünden ayrı ayrı konuşturarak sizi içine alan, savuran bir roman. Önce Ferdinand'ın gözünden sonra da Miranda'nın gözünden okuyorsunuz olup bitenleri. Sonu istediğimiz gibi bitmese de konuya dair tutarlılığı bozmamış bence Fowles, tam da Ferdinand'ın kişiliğine uygun bir son oldu. Son sayfaya kadar onun içindeki katılığı, kötülüğü ve tasarıyı görebiliyorsunuz. Huylu huyundan vazgeçmiyor ne yazık ki... Hatta Miranda'yı ilahi bir hayranlık içinde sevdiği için düşlediği kadar kötülük yapamadı ona. Bir sonraki kurbanı için gerçekten daha çok endişeleniyoruz kitabı bitirirken. Miranda'nın yazdıklarını okurken onun ne kadar büyüdüğünü, hayat dolu olduğunu, şaşırtıcı bir biçimde (kendi dilinden de) Ferdinand'a ne kadar iyi davrandığı ve onunla ne kadar iyi geçindiğini görüyoruz. Özgürlüğün, sanatla ve hayat arasında ilişki kurmanın ne kadar önemli olduğunu, bir şeyi anlamaya çalışmanın, kadınların gözünden erkekler hakkında bazı değişmez mitler üzerine düşünmemizi sağlıyor. Miranda atom bombasının yarattığı tahribattan, insanların fikirlerini içeriği kötü de olsa savunmasının ne denli etkili olduğundan, açlıktan toprak yiyen çocuklardan, onun gibi ressam olan ama ondan 21 yaş büyük hoşlandığı G.P.'den bahsediyor odada yazdığı günlükte. Roman Ferdinand'ın konuştuğu kısımdan sonra Miranda kısmında genişliyor bambaşka bir noktaya gidiyor edebiyat yazımı konusunda. Fowles'in yeteneğinin Miranda kısmında zirve yaptığının altının çizmek gerekiyor burada. Ayrıca romanın psikolojik yönünü de gözardı etmemek gerek. Bazı simgeler yoluyla anlatım güçlendirilmiş. Ferdinand'ın üst kata çıkıp rahatlaması sonra tekrar aşağı inip kötülüğe devam
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma
Mert Ergene
Tartışma ilerledikçe, Amerikalıdan hoşlanmaya başladıklarını fark etmiş bizimkiler. Çünkü kendi görüşlerine var gücüyle inanıyor ve dürüst davranıyormuş. Bunu tek düşünen benim arkadaşım değilmiş, ötekiler de sonradan aynı fikri paylaştıklarını söylediler. Gerçekten önemli olan tek şey insanın inandığını hissetmesi ve yaşamasıdır; yeter ki bu, yalnızca kendini rahatlatacak basit bir inanç olmasın. Arkadaşım kendini Amerikalı çavuşa, yürüyüşleri boyunca sırıtarak onları seyreden budalalardan daha yakın hissettiğini söylemişti. Futbol gibi. İki takım da birbirlerini yenmek için oynarlar, karşı takımdan oldukları için ötekilerden nefret bile edebilirler; ama biri gelip de futbolun aptalca olduğunu veya zaman harcamaya değmediğini söylerse, bu kişiye karşı birlik oluştururlar. Önemli olan bir şeyler hissetmektir. Anlayamıyor musun?" sf.138 Gerçekten de anlayamıyordu Caliban. Onun duyguları yoktu. Hatta ne olursa olsun romanın sonuna kadar karşı tarafı suçlama eğilimini sürdürdü. Miranda'nın başına gelenlerin onun sayesinde olduğunu söyledi. Kendini temize çıkardı. Ne büyük kötülük. Caliban, Miranda'nın başına gelen her şeyin tek sorumlusu oysa.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Su beden için ne ise; amaç da zihin için odur.
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
İngiliz yazar John Robert Fowles'in 1963 yılında yazdığı bu roman o döneme dair izleri taşımakla birlikte psikolojik açından 2 karakteri kendi gözünden ayrı ayrı konuşturarak sizi içine alan, savuran bir roman. Önce Ferdinand'ın gözünden sonra da Miranda'nın gözünden okuyorsunuz olup bitenleri. Sonu istediğimiz gibi bitmese de konuya dair tutarlılığı bozmamış bence Fowles, tam da Ferdinand'ın kişiliğine uygun bir son oldu. Son sayfaya kadar onun içindeki katılığı, kötülüğü ve tasarıyı görebiliyorsunuz. Huylu huyundan vazgeçmiyor ne yazık ki... Hatta Miranda'yı ilahi bir hayranlık içinde sevdiği için düşlediği kadar kötülük yapamadı ona. Bir sonraki kurbanı için gerçekten daha çok endişeleniyoruz kitabı bitirirken. Miranda'nın yazdıklarını okurken onun ne kadar büyüdüğünü, hayat dolu olduğunu, şaşırtıcı bir biçimde (kendi dilinden de) Ferdinand'a ne kadar iyi davrandığı ve onunla ne kadar iyi geçindiğini görüyoruz. Özgürlüğün, sanatla ve hayat arasında ilişki kurmanın ne kadar önemli olduğunu, bir şeyi anlamaya çalışmanın, kadınların gözünden erkekler hakkında bazı değişmez mitler üzerine düşünmemizi sağlıyor. Miranda atom bombasının yarattığı tahribattan, insanların fikirlerini içeriği kötü de olsa savunmasının ne denli etkili olduğundan, açlıktan toprak yiyen çocuklardan, onun gibi ressam olan ama ondan 21 yaş büyük hoşlandığı G.P.'den bahsediyor odada yazdığı günlükte. Roman Ferdinand'ın konuştuğu kısımdan sonra Miranda kısmında genişliyor bambaşka bir noktaya gidiyor edebiyat yazımı konusunda. Fowles'in yeteneğinin Miranda kısmında zirve yaptığının altının çizmek gerekiyor burada. Ayrıca romanın psikolojik yönünü de gözardı etmemek gerek. Bazı simgeler yoluyla anlatım güçlendirilmiş. Ferdinand'ın üst kata çıkıp rahatlaması sonra tekrar aşağı inip kötülüğe devam
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma
Mert Ergene
Puan kırdığım kısım ağır psikolojik gerilim olması ve bazı ruhlar için sakıncalı oluşu. Keşke herkes okuyabilse ve sarsılsa... 1963'ten beri insanlıkta değişmeyen çok şey var ama ilerleme de var. Bu kitapla tanışan insanların çokluğu.
Otuz Yaş Öncesinde Düşünceler
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Aşk Üzerine 23 yaşında yazdığı romanında ardından Botton, Aşk Dersleri'nde 46 yaş olgunluğunun meyvelerini paylaşıyor bizlerle. Roman niteliği bir yana yazarın anlatımı güçlendirecek italik yorumlarıyla pekiştirilmiş bir biçimde okura iç gıdıklayıcı farklı bir lezzet sunuyor. Ilık yaz günlerinde keyifle okuduğum neredeyse her sayfada altını çizecek cümle bulduğum, kendimden bir şeyler bulduğum ama ihtiyacım olan artı değeri de fark edebildiğim incelikte yazılmış nispeten yeni sayılacak bu kitabı bekar insanların en az bir kez, evli insanların ise üç kez okumasını tavsiye ediyorum.
Kitap Alıntısı
Aşk DersleriAlain de Botton · Everest Yayınları · 20241,195 okunma
Mert Ergene
Tüm dünyada aşk, seyahat, mimari ve edebiyat üzerine yazdığı denemeleriyle tanınan Alain de Botton, yazın hayatına Aşk Üzerine (1993) adlı romanıyla adım atmıştı. Bundan yirmi yıl sonra yayımlanan devam kitabı Aşk Dersleri, bambaşka coğrafyalarda dünyaya gelen, birbirlerine aşık olup evlenen Rabih ve Kirsten'in hikayesiyle tam da masalların bittiği yerde başlayan modern ilişkilere ayna tutuyor. Kavuşana dek gerçek olamayacak kadar mükemmel görünen insanlar; birlikte atlatılan badireler, küsmeler ve barışmalar, sırlar, sabırsızlıklar, tahammülsüzlükler, giderek bir zalime dönüşen partnerler ve tüm bunlar yaşanırken yıllar boyu aşk canlı tutma sanatı... Aşk Dersleri, benzer deneyimleri olanlara yalnız olmadıklarını hatırlatıyor; uzun vadeli vir ilişkinin romantik hülyalardan uzak seyrini tüm karmaşasıyla gözler önüne seriyor.