Derin, mutlak ve yıllar süren bir sessizlik oldu. Bütün kainat bir fotoğraf karesi gibi dondu kaldı. Sonsuz bir kulak çınlaması büyüdü, büyüdü ve başı bir dönmedir tuttu. Özlem'in elindeki telefon sanki ısındı, kızdı, közlendi, bir ateş tuğlasına dönüştü. Tutamadı onu daha fazla elinde. Eli ayağı boşalınca yere düştü telefon, dağıldı. Etrafa yayılan parçalarına bakarak acı bir tebessümle, istemsizce, gül Özlem, gül diye mırıldandı. Gül Özlem gül.
İnsanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. Bu yan, başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur. Bir insan, iki insan, üç beş kişilik bir arkadaş grubu olduğunda bu karanlık ancak korkulu bir bekleyişin hayata bağlayan heyecanı olarak kalır. Ama bir şehir dolusu insan o karanlığı çağırıyorsa durmaz, gelir.