Yaşlı imparator çok yoruldu. Sürekli bitmeyen savaşlar ve iç isyanlar imparatoru çok yordu. Ama bunların ne önemi var! Çok yaşa imparatorluğun kutsal zaferi, kahrolsun pis düşmanlar! Yüce imparatorluk hâlâ ayakta olduğu sürece hiçbir önemi yok değil mi? İmparatorun ne yaşadığı önemsiz, değil mi? Her seferinde koca bir ordunun sorumluluğunu üstlenmenin getirdiği baskı önemsiz, değil mi? Ne de olsa çok yaşasın imparatorluk, DEĞİL Mİ?
İmparator'a karşı başlayan isyanlar iç savaşa dönüşmüş, imparator elinde kalmış bir avuç sadık asker ile cumhuriyetçilerin dış destekli ordusuna karşı direnmekteydi. Askerlerinin sayısı her geçen gün azalıyordu, ama askerlerin motivasyonlarında veya sadakatinde bir farklılık yoktu. Belki de yaşlı imparatorluğun son muhafızları olmak onları motive ediyordu. Cumhuriyet bu savaştan galip gelecekti, bunun herkes farkındaydı ama imparator ordusu ile kanının son damlasına kadar savaşmaya yemin etmisti. İmparatorluk ordusu büyük yenilgiler ile cephe gerisindeki dağlara kadar itilmişti. Dağlar daha geriye gitmelerini engelliyordu, tek kurtuluş saldırmaktı. İmparator ordusunun başına geçti, eline kutsal sancağı aldı ve ilerledi. İmparatorluk atlı birlikleri cumhuriyet piyadelerini yardı, topçuların içine kadar girdi. İmparatorun topçu birlikleri, dağılmış cumhuriyet piyadelerini yerle bir etti. İmparatorluk piyadeleri ise cumhuriyet ordusuna son darbeyi vurdu. Yaşlı imparatorluk kazanmıştı. İmparatorluk ordusu ilerleyişini sürdürdü ve en sonunda başkenti kurtardı.
Evet, bu gün benim doğum günüm. 16 oldum ve bazı hedeflerim var. Bu sene gelişeceğim, güçleneceğim ve her şeyi yerli yerine oturtacağım. 60 yaşındaki Mert benimle gurur duyacak. En iyi bildiklerimde ve en bilmediklerimde savaşacağım. Çok yaşa 16 yaşındaki ben!
"İyi ve kötü birdir."
"Tanrı için bütün şeyler adil, iyi ve doğrudur; ama insanlar bazı şeyleri yanlış, doğru bulur."
"İnen ve çıkan yol bir ve aynıdır"
"Tanrı gece ve gündüzdür, yaz ve kıştır, savaş ve barıştır, tokluk ve açlıktır; ama tıpkı ateşin yaktığı bir tütsüden yayılan kokuya herkesin kendince ad vermesi gibi, çeşitli biçimler alır."
"Herkes için aynı olan bu dünyayı, hiçbir tanrı veya insan meydana getirmedi; o, belli ölçülere göre yanan ve belli ölçülere göre sönen, geçmişte, şimdi ve gelecekte hep yaşayan bir Ateştir."