Çağdaş Müslüman, hemen hepsi zihninde taşıdığı İslami ilkelerin tümüyle anti tezi olan, bu dünya görüşüne tamamen zıt modern Batı Medeniyeti'nin temel varsayımlarını; ya insanı Semavi olana isyan içinde bir yaratık ya da bütün olarak insanlığı, insanın gerçek doğasına yakışan hiçbir onurunun bulunmadığı bir karınca güruhu olarak kabul etmeye dayalı bir yığın felsefe görmektedir.
Evren'i tek bir gerçeklik düzeyine-madde ve enerjiden oluşan zaman mekan bileşimine- indirgenmiş ve tüm yüce varlık düzeylerini, kocakarı masallarına ya da -en iyimser düşünceyle-bilinçsizlikler toplamından alınmış imajlar derekesine düşürülmüş görmektedir. İnsanın gücüne, artık Allah'ın halifesi olarak değil; kulluğu pahasına kendi ben'inin, ya da dünyevi bir güç veya topluluğun halifesi olarak değerlendirmeye dayalı yeryüzünde bir hükümdar gözüyle bakmaktadır. İnsanın İlahi yapıdaki doğasının, ya kötürüm edilmiş ya da tümüyle yok sayılmış olduğunu görmektedir. Okuduğu Batılı filozoflar ve bilim adamlarının hepsinin sembolik doğa kavramına karşı çıktığını; bu kavramı 'totemistik', 'animistik' veya çoğunlukla alçaltıcı çağrışımlarla yüklü aynı türden bir başka terimle ifade ederek nasıl küçük düşürdüklerini görmektedir. Doğadaki fenomenleri Allah'ın ayetleri olarak görmekten kaba gerçekler olarak görmeye atlamakta, aslında doğayı, modern insanın karşılığını son derece pahalı ödemeye başladığı çılgınca bir yağma ve soyguna hazırlayan bir eylem olan bu bakışın, nasıl önemli bir ilerleme eylemi olduğuna inandırılmaktadır.
Nihayet çağdaş Müslüman'a, kanunun, toplu halde yaşayan insanların yararlı bir anlaşmasından başka bir şey olmayıp, bu bakımdan göreceli ve sürekli değişken olduğuna inanması belletilmekte; böylelikle zımnen, insanın davranışları için değişmez bir ölçü görevi yapan ve insanın