Tanımam yeter, gittiğim yerlerden ve insanlarından iğrenmem için. Benim ilacım böyle küçük odalardır. Böylesine atılan voltalardır. Beş adımda aşılan denizler, beş adımda tırmanılan dağlardır. Perdenin havalanışı okyanustaki kasırgadır. Kapının beyazı Alaska’nın karıdır. Sarı duvarlar Sahra Çölü’dür.
Kinyas’ı yanımda götürdükten sonra her yer aynıdır.
Kin’in Yas’ından eser kalmaz bu gidişle. İsmim Ahmet olur. Pierre olur. İnsanın hayvanından eser kalmaz bu gidişle. Mesleğim işçilik olur. Politikacılık olur. Hayatın ölümünden eser kalmaz bu gidişle. Evim uyku olur. Kinyas rüya olur…
Kayra haklıymış. Gerçekten de hikayenin sonuna geliyoruz. Ve çok yükseklerden düşeceğiz. Unutuyoruz. Hissetmiyoruz. İstemiyoruz. Yaptıklarımız, daha çok eski alışkanlıklar. Konuşmalarımız, elli kelimelik bir bulmaca. Çok fazla tanıdık hayatı. Şimdi kusma zamanı!