Mıgırdiç Margosyan’ın "Söyle Margos Nerelisen?" adlı öykü kitabı, Anadolu’nun derin, çok katmanlı ve ne yazık ki büyük ölçüde kaybolmuş kültürel yapısının en samimi aynalardan biridir. Kitap, yazarın doğup büyüdüğü Diyarbakır’ın Gavur Mahallesi’ndeki (Hançepek) çocukluk ve gençlik yıllarını merkeze alarak, bir dönemin toplumsal yaşayışını edebi birer belgeye dönüştürür.
Kitap boyunca Müslümanlar, Ermeniler, Süryaniler ve Keldaniler aynı sokakları, aynı yoksulluğu, aynı neşeyi ve benzer kederleri paylaşırlar. Yazar, bu çok kültürlülüğü ideolojik veya didaktik bir dille değil, gündelik hayatın en doğal akışı içinde anlatır.
Margosyan’ın anlatım tarzının en büyük gücü, trajik ve hüzünlü olayları bile anlatırken takındığı o hafif, ironik ve muzip tavırdır. Yaşanan göçler, kayıplar ve yoksulluk, okuyucunun gözüne sokularak ajite edilmez. Aksine, Diyarbakır ağzının o kendine has sıcaklığı, esprileri ve yerel deyişleri satır aralarına öyle güzel yedirilmiştir ki, okurken yüzünüzde buruk bir tebessüm belirir. Yazar, hüznün ağırlığını mizahın hafifliğiyle dengeler.