Edebiyatımızın 'sindiremediği', galiba, doğrudan doğruya aşk romanı, hiç değilse o yıllarda. O yıllarda 'aşk romanı'ndan bir bakıma utanılmış. O kadar ki, Reşat Nuri'nin unutulmaz Akşam Güneşi'ne, Dudaktan Kalbe, Ateş Gecesi gibi eserlerine bile ''genç kız romanı'' denmiş. Halide Edib'den Handan güç bela ruh çözümlemesi romanı sayılmış.
Hatırlıyorum: Necati Cumalı bir romanına Aşk da Gezer (1975) adını taktığı için epey yadırganmıştı. Edebiyat çevresinden kişiler aşklı maşklı ismi yakışıksız bulmuşlardı.
Sayfa 120 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nahit Hanım'ın değindiği 'tek sevgili' Samet Ağaoğlu'nun andığı o platonik sevdanın kahramanı olabilir mi? Nahit Hanım ''Nuran oydu'' diyordu, ''Yaz Yağmuru'' öyküsündeki genç kadın da oymuş... İz sürersek, Aydaki Kadın'ın da o olması gerekecek. Hep aynı aşk. Mümkün mü?
Sanmıyorum. Huzur'dan Aydaki Kadın'a giden yol epey uzun ve sarp. İzlek bütünlüğü bir yana, Huzur'la Aydaki Kadın arasında çok belirgin bir anlatım, üslup farkı söz konusu. Böylesi bir dönüşümde en saplantılı bir aşk bile başkalaşır gibime geliyor...
Sayfa 108 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu