Merve

Ahmet Hamdi
Tanpınar'ı tanıyanlar bol bol sigara içtiğini anlatırlar, üstü başı kül lekeli. (...) ''Tanpınar kendisini çirkin, çok çirkin sanıyordu. Üstünü başını ihmal etmesinde bu kompleksin oynadığı rol büyüktü. Bu vehmi zaman zaman öylesine ağır basıyordu ki, şiir, roman ve yazılarında güzele hayran Tanpınar'ı kadın düşmanı yapıyordu.''
Sayfa 107 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sonuncu Kadeh'ten bir alıntı.
''Yaşlılığın bir yükü de hatırlamalardır. Yaşlı, sanki hatırlamaların çokluğu ve lüzumsuzluğu yüzünden büsbütün çöker; hatırlamasa daha rahat edeceğinin farkında değildir. hayatın her devresinde daima hata, gaf, beceriksizlik yaptığımız ve fırsatlardan gereği kadar faydalanamadığımız için bu anmalar çok defa üzücüdür, pişmanlık duyguları verir.''
Sayfa 106 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
1940'larda Boğaziçi ve yalılar harap.
İstanbul, 1940 eşiğinde, Boğaziçi gezinti yerlerini moda dışı saymakta; Suadiye, Florya, biraz da Büyükada'ya rağbet göstermektedir. Handiyse terk edilmiş Boğaziçi'nin görüntüsünü Nilgün romancısı şöyle dile getirir: ''Evet, Boğaziçi harap bir haldedir, yıkık ve yanıktır, hazin ve boştur. Eski devirlerin büyük ailelerinden kalma kocaman yalılar çöküktür; bahçelerinde tarhlar silinmiş, yerlerini otlar ve sarmaşıklar kaplamıştır; mermer arslan ağızlarından akan sular kesilmiş, havuzlar kurumuştur; denizin dili törpüden daha keskin ve hain çıkmış, kalın meşe direkleri yemiş, binaları çökertmiştir.''
Sayfa 105 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Reşat Nuri'nin aşkı
Çok sevdiğim Akşam Güneşi, meğer karşılıksız kalmaya yazgılı bir aşktan esinlenmeymiş. Reşat Nuri Bey, Erenköy Kız Lisesi'nden öğrencisi Neşvet Hanım'a aşık olmuş. Tabii bu soruşlar, konuşmalar, Hadiye Hanım mutfağa geçmişken...
Sayfa 101 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Hüseyin Rahmi'nin hayatına göz atış
Eşsiz romancı en geç on birde yatıyor. Sabahları erken kalkış. Her gün İsveç yöntemi jimnastik, sonra kahvaltı, dokuzda yazı masası başında. Öğle yemeğine kadar yazıyor. Hafif bir yemek; hava güzelse Heybeli'de yürüyüş, hava kötüyse ''Fransız neşriyatı''na göz atış. Türkiye'mizde yazılıp çizilenlerin de sıkı takipçisi. Aynı büyüklükte müsvedde kağıtlarına yazıyor. Senelerden beri bu alışkanlığı sürüyor. El yazısı adamakıllı okunaklı. Kağıtlar matbaaya gönderiliyor, dizildikten sonra geri alınıyor ve ''mahzen-i evrak''ta saklanıyor. (Kim bilir ne oldu o ilk yazımlar?!) İstanbul'a çok seyrek iniliyor. Yapılacak işler tamamlandıktan sonra Beyoğlu'na çıkış, ille ''Haşet Kitaphanesi''ne uğranılacak, ''bazan da mühim bir eğlence olmak üzere sinemaya'' gidilecek. Akşam vapuruyla muhakkak adaya geri dönülecek. Yirmi beş yıl böyle sürmüş; yalnız bir gece İstanbul'da kalmış, Kadın Erkekleşince adlı oyununun Şehir Tiyatrosu'ndaki ilk temsili için.
Sayfa 98 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu