Çocukluğumun şubatları, ilkgençliğimin şubatları hep yarıyıl okul tatiliydi. Ne televizyon, ne sıcacık alışveriş merkezi, şu bu. Cihangir'deki yıllarımızda, sıkı sıkıya giyinilip, kaşkollar sarınıp, Beyoğlu sinemalarına gidiyoruz, cumartesi ya da pazar. Okulların tatilinde en büyük sevincim bu sinema günleri. Kimileyin de tiyatro. Şimdi yerinde yeller esen Yeni Komedi'de sözgelimi Vasfi Rıza'lı, Bedia Muvahhit'li bir güldürü; günün birinde yangın kurbanı Tepebaşı Dram'da gözyaşıyla sarmaş dolaş bir dram. Tiyatroya, sinemaya gönülden vurulduğum yıllar.
Sinema çıkışlarında eve düşe kalka yürüyoruz. Ama mutluyuz, kar topu oynuyoruz. Sıraserviler'den sola dönüp Güneşli Sokak'a girdiğimizde, bütün günler pencere önündeki Saraylı Büyükhanım aynı uyarıyı söyleyecek: ''Çok soğuk! Üşüteceksiniz, çabuk eve dönün!''
Sayfa 62 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Beyaz elleri, yorgun argın, yalnızca boş süsleri, geçen modaların yapma çiçeklerini, iğneleri, mücevherleri değil, bir yandan da geçip gitmiş zamanı, hayatın uçuculuğunu, hırpalaya hırpalaya bir kenara bırakır; hırpalayış ve hırpalanıştır geriye kalan.
Sayfa 56 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Üç Kadın'da Florya, Şişli, Ayaspaşa ve yine Kadıköyü. Gecenin Ucundaki Işık'ta Çiftehavuzlar. Otobiyografik özellikler taşıyan Kurtlar'da ise ağırlıklı olarak Bebek.
Yıllar ilerledikçe romanların semtleri değişiyor. Namık Kemal 1876 tarihli İntibah'ta Çamlıca'yı seçmişti. Biraz sonra Araba Sevdası da oralarda dolanır. Demin andığım Çamlıca'daki Eniştemiz artık Çamlıca'dan ayrılışı söyler. Çamlıca sanki hatıralara karışmaktadır.
Şimdi Suadiye'nin, Caddebostan'ın, Fenerbahçe'nin, Kalamış'ın günleri. Refik Halid bir yazısında, Caddebostan'ı değil Cadıbostanı'ydı diyor; o kadar ıssızmış.
Sayfa 45 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu