Sergüzeşt'te üç ayrı İstanbul vardır. Birincisi, Kafkasya'dan kaçırılmış dokuz yaşındaki Dilber'in ilk satıldığı evin İstanbul'udur, merhametsiz bir İstanbul. Sonra, on beşindeyken, Dilber bir kez daha satılır. Şimdi artık Asaf Paşa konağındadır. Moda'daki bu varlıklı konak sayısız ayrıntıyla tasvir edilmiştir. Burada ikinci İstanbul karşımıza çıkar: Alaturkanın yanına alafrangayı eklemek ihtiyacı duymuş bir İstanbul. Üçüncü İstanbul, Celal'in Dilber'i umutsuzca aradığı yağmurlu sokaklar İstanbul'u: Yoksul ve bedbaht İstanbul.
Sayfa 40 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Beyrut'ta, Halep'te geçen eserleri bir yana, Refik Halid Karay bence çok önemli bir 'İstanbul romancısı'. Mesela Boğaziçi'nin bütün geçmiş zaman pitoreskini mi özümsemek istiyorsunuz, hiç vakit kaybetmeden Bu Bizim Hayatımız'ı okuyun derim.
Sayfa 39 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu
Abdülhak Şinasi Hisar, vakit geçirmeden bir "Boğaziçi müzesi" kuralım demiştir ama, müze işi yıllar yılı savsaklanmış, sonunda eksik püksük Sadberk Hanım Müzesi ortaya çıkmıştır. Gerçi, eksiğine püksüğüne rağmen bu özel müzeye şükran duymamız gerekiyor...
Sayfa 29 - Everest Yayınları, 2. Basım, Şubat 2014·Kitabı okudu