Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.Acıyı,susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor,bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akşamı erken inen bir günde Karaköy'den gelen bir vapurun Kadıköy'de yolcularını indirmesi demekti hayat. Motoru bozulan bir otobüsün yolda kalmasıydı. Bir sis sabahı vapurların kalkmamasıydı ya da sahura kalkamadığınız ağır uykularınızdı. Bayramı gömleğinden tanımanızdı. Çocuğunuzu mektebe götürdüğünüz ilk gün, askere ilk uğurladığınızdı. Taburcu edilen hastalarınızdı. Yokuş inerken birdenbire gördüğünüz denize sevinçle şaşırmanız, nice gördükten sonra Kız Kulesi'ni bir gün yeniden fark etmenizdi. Galata'nın kulesini, köprünün bir bacağını tamamen unutmanız, adaları bir uzaklık olarak ölçü bilmenizdi. Evkaftaki memuriyetiniz ya da ondan söz eden şiirlerin sizin hayatınızmış gibi içinizi sızlatmasına izin vermenizdi hayat. Parasız yatılılarınız, filizkıran fırtınanızdı. Yazarına inanıp Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi'ni sokak sokak aramanızdı. Bugünün dostluklarının yarının yürek yarası olduğunu anlamanızdı. Okuma bayramlarında Halit Ziya'nın ya da Çamlıca'daki eniştemizin elini öpmeye gitmenizdi. Tante Rosa'yı teyzeniz, Ferhunde Kalfa'yı büyüteniniz bilmenizdi. Dudaktan kalbe indiklerinizdi. Nilgün'ün önce beş cilt sonra tek cilt sonra beş bin cilt olup yeni doğum yapanların kızlarına bir bir ad olması hayat vermesiydi. Gençlikte okuduğunuz kitapları yaşlanırken sızıyla özlemenizdi. Edebiyat belki de hasretti, sadece hasret.
Ah, bu insan yüzleri! Her şeyimizi bağladığımız, durmadan yanıldığımız, istediğimiz kadar bol hasletler, adilikler, iyilikler, kötülükler, delilikler, akıllılıklar, sevdalar yüklediğimiz insan yüzleri! Yanılsak da zararı yok! Bu yüze olmazsa ötekine yükleriz saydıklarımızı.