merve

merve
@mervebaba
ben kendirden sallanırken bi başka eller kendiri boynuma geçirip sona ipi çekeriken ben ellerimi uzatıp da tutacak birini bulamaz iken de çağıracak türküsünü duyacam herhal neden dersen te bebecikken okşamış beni yumuşak sıcak elleri varmış vurmayan çimdiklemeyen dedemin elleriymiş okşamış sevmiş beni sevmiş beni sevmiş beni sevmiş beni sevmek sevmek dedikleri kimin dediği Yalçın’ın dediği belki başka kimin ağzından işittim ki sevmeyi kocakarının gül çardağındaki sevmesine hiç aklım yatmamıştı o sevmek dediklerini bi tek ihtiyar dedemin ellerinden duymuşum bi de Yalçın’ın dilinden lakin onun dilini anlamamıştım esasında o sevmek işte bi türküymüş demek ak saçlı bi dedenin türküsü bi çaresiz ihtiyarın çatlak sesiymiş Yalçın nereden bilsin?
Sayfa 89
Reklam
Dört bir tarafta çöküntü var. Etrafına bir bak, diye haykırdı. Artık uzun uzun konuşamıyorsun bile, lanet olsun. En son ne zaman biriyle sohbet ettin? Bir yılı geçmiştir herhalde, diye düşündü. Sana anlamlı gelecek bir şey bulabilmek için ticari çıkarlardan oluşmuş bir kümenin arasından seçip ayıklaman gerekiyor, diye ekledi. İnsanı konuşmaktan alıkoyar bu. Bu kümeye de demokrasi adını veriyorlar. Evet, ben buna küme diyorum, böyle diyince de halkı aşağıladığımı iddia ediyorlar, diye öfkeyle geçirdi aklından. Belki de haklılar, belki de artık ben gerçekten demokrasiye inanmıyorum.
Sayfa 84
Acaba Eva aslında başka bir yerde, olmasının mümkün olmadığı bir yerde olmayı mı istiyordu, olmayı istediği o yerde olamayacağı için de olduğu yerde, yani onun yanında olmayı mı seçmişti, acaba suskunluğunun gerçek nedeni bu muydu? Tamam, öyle bile olsa tamam, Eva Linde, tamam, burada kal. Elias Rukla çalışma masasından kalkar, ütü masasına gider ve Eva’ya sarılırdı. Pantolonlarımı ütülediğin için teşekkür ederim. Gömleklerimi ütülediğin için teşekkür ederim. Bana verdiğin her şey için teşekkür ederim.
Sayfa 73
Arkadaşının Grorud semtindeki yüksek bloklardan birinin dokuzuncu katındaki dairesinde oturmuş bunları düşünüyordu, asla bütünlenemeyecek yarım bir insan olduğunun bilincindeydi, bütün bir insan olamayacak olmak, özellikle de şu kapının ardında Johan Corneliussen’i tamamlayan bir kadının yattığını ve uykulu bir şekilde eşinin (ve ortak arkadaşlarının) seslerini dinlediğini bilmek ona üzüntü veriyordu. Ben gölgesi olduğum Johan Corneliussen’in kadınının uyuklama haline gizlice sızmış gibiyim, diye düşünüyordu.
Sayfa 60
Bir defasında Elias onu bu şekilde sustururken Johan Corneliussen şöyle demişti: Sessiz olmak gerekmiyor ki. Zaten uyumuyor. Uyuyormuş gibi yapıyor ama aslında uyanık ve bizi dinliyor. Uyuyor olması gerekirken bizi dinlediğini daha sonra bana anlattığı bazı şeylerden anlıyorum. Bu, Elias Rukla’yı çok etkiledi. O günden sonra ne zaman geç saatlerde Johan’la birlikte Grorud’a gitse, içki içip arkadaşıyla felsefe tartışsa, o kapalı kapının ardında kendini uykunun yumuşacık kollarına bırakmış ama hala uyanık güzel bir kadının onları dinlediğini düşündü. Uykuya dalmak üzere olan bu kadının yattığı yerden eşinin ve eşinin arkadaşının alçalıp yükselen seslerini dinlediğini düşünmek Elias’a hüzün veriyor, ona kendi yalnızlığını hissettiriyordu.
Sayfa 59
Reklam