Kenya’nın Kraliyet parkında yaban hayvanların yaşamının korunduğu bölgeye adım atan anlatıcımızın gözlemledikleri, yaşadıkları kaleme alınmış. İlk sayfadan sabah ceylan ve miniş bir maymunla uyanmanın tatlı bir havasıyla hayvanların dünyasına adımımızı atıyoruz . Orada yaşadığı zaman boyunca en saf, karşılıksız sevgiyle ceylan ve maymun arkadaşlığını tadıyor anlatıcımız .
10 yaşındaki küçük kızımız Patricia’nın yaban hayvanlarına karşı cesaretine,koruyuşuna, saflığına tanık oldukça orada kalma isteği artıyor anlatıcının. Kraliyet parkının başkanı küçük kızın babası ile de dostluğu kitap boyunca pekişiyor. Patricia’nın yabani hayvanlara karşı sevgisi ki özellikle 2. buçuk aylıktan itibaren onunla zaman geçiren aslanıyla ilişkisi anne ve babayı endişelendiren bir durum oluyor. Ailede yaşanan sıkıntılar, iletişim problemi bunun üzerinden sebep gösteriliyor. Psikolojik tahliller iyi işlenmiş kitapta.
Küçük kızın aslanı King ile neşeyle oynaması, birbirlerini anlamaları, aslanın söz dinlemesi, içtenliği keşke benimde bir aslanım olsa serzenişine sürüklüyor. Ormanın derinliklerindeki gezintiler, her an yabani hayvanlarla karşılama olasılığı , doğal yaşamın vahşi ama bir o kadar da sadeliğini kitapta görebiliyoruz.
Kitapta Masai halkından bahsediliyor, konunun temel direklerinden bu halkı tanımak. Kitaptan ve netten araştırmam ile Masai halkı;
Afrikanın savaşçı kabilesi , geleneklerine sıkı sıkı bağlı, açlığa, kıtlığa, savaşa karşı mücadele eden ataerkil bir toplum. Özgür ruhlu, kendi kendilerine yeten, cesaret sahibi bir halk. Ağaçları, ormanları sevmiyorlar. Düz, kurak yerlerde egemenler. Dans etmeyi ve kutlamayı da seviyorlar. Göçebe hayatları olduğunu kulübelerinin yapılışından anlıyoruz. İnek dışkılarıyla zorlu mücadeleler eşliğinde barınaklarını kurmaya