Bu tür durumlarda sağduyularının kendilerine yol göstermesi gerekirken, günaha girmekten utanmıyorlar da pişmanlık duymaktan utanıyorlar; kendilerini saygın aptallar durumuna düşüren eylemlerden utanmıyorlar da kendilerini yalnızca bilge kılabilecek geri dönüşlerden utanıyorlar.
Hayatımda, dışarıdan bir yardıma ihtiyaç duyduğumda her seferinde başıma gelmeyi tekar eden şeyi özetleyen cümleyi buldum; “…kimsenin beni ya da başıma ne geldiğini düşünmediği bir andı; başka bir adam öldüğümü zannederek beni ayağıyla bir kenara itmiş; oracıkta, kendime gelmeden önce uzun bir süre yatıp kalmıştım.”
Ancak o zaman zihnime üşüşen düşünceleri şimdi tarif etmeye kalkıştığımda, daha önceki inançlarım göz önüne alınırsa, ölümle burun buruna geldiğim ve bu inançlardan günahkârca yüz çevirip kararlar aldığım zamana göre on kat daha fazla bir korkuyla yüzleştiğimi söyleyebilirim.