Kişinin dünyası anlamsız olunca, yaşamı büzüşür, güdükleşir, hiçleşir; yaşamı anlamsız olunca da, dünyası daralır, küçülür, boşalır - anlamı olmayan dünyan, hiçleşmiş yaşamın; anlamı olmayan yaşamın da, boşalmış dünyandır.
Fiziki yaşlanma kaçınılmaz bir hakikat olsa da ruh daima gençtir. Zira insanın yaşı, yalnızca takvim yapraklarında ilerleyen bir sayı değildir; asıl olan, kalbin nasıl attığı, ruhun nasıl hissettiğidir. Hayata duyulan merak, güzellik karşısında hâlâ hayrete düşebilmek, bir çocuk heyecanıyla yeni başlangıçlara kucak açabilmek... İşte bunlar, ruhun yaşlanmadığının en büyük delilleridir.
Hayatın içinde aslında her sabah uyandığımız gün bir mucizedir. Bunun için varlığın yaratıcısına şükran duymalı, hamd etmeliyiz. Nefesi alabilmek, verebilmek, her anı yaşayabilmek bir şükür vesilesi olmalı.