"Nerede hayallerin? Ve başını sallıyor, şöyle diyor: Yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine: Ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı? Baksana, diyor kendine, baksana, yeryüzü nasıl soğuyor. Daha yıllar geçecek ve peşinden kasvetli yalnızlık gelecek, bastonlu, titrek yaşlılık gelecek, peşinden de sıkıntı ve bunaltı. Fantastik dünyan ağaracak, donacak, hayallerin kaybolacak ve ağaçlardan düşen sarı yapraklar gibi dökülecek. Ah, Nastenka! Sonuçta hüzünle yalnız kalır insan, tam anlamıyla yalnız ve hatta yazıklanacak bir şey bile olmaz - hiç, tam olarak hiç... Çünkü kaybolup giden her şey, her şey hiçtir, aptalca, yuvarlak sıfır, yalnızca hayaldir!"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rişi Mandavya:
“Yazıtlar, insanın 12 yaşına kadar yaptıklarının günah sayılmayacağını söyler. Sense bunu göz önünde bulundurmayarak, çocukken bir otun sapı ile bir böceği öldürdüğüm gerekçesiyle yıllar sonra beni kazığa oturtup, içimde bir kazıkla yaşamaya mahkum ederek fazlasıyla sert bir ceza verdin. Bugün itibariyle günah muafiyetini 14 yaşa yükseltiyorum. Artık bu yaş altında yapılan eylemler günah sayılmayacak.” diyerek Dharma’yı lanetler.
“Çağları birbirinden ayıran en belirleyici nitelik nedir? sorusunun yanıtını yoga felsefesi, “erdem” olarak verir. Destanda erdem, dört ayaklı sandalyeye benzetilerek anlatılır ve erdemin her bir ayağının eksilmesi, yeni bir çağın kapısının aralanması demektir.”