Merve Atila

Merve Atila
@merveeatilaa
Her çocuğun kendini güvende hissetmesi için masallar.Duyguları isimlendirme ve yönetme sanatı üzerine eserler. Masal Kitabım Yayında..
Aşk mı, Saplantı mı?
5/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Bu kitap, aşkı en acımasız, en çıplak haliyle gösteriyor. Kemal’in Füsun’a duyduğu tutku, romantizmden çok bir saplantıya, sahiplenmeye ve pişmanlığın ağır yüküne dönüşüyor. Pamuk, 1970’ler-80’ler İstanbul’unu öyle ustalıkla resmediyor ki; eşyalar, sokaklar, markalar, şarkılar… Hepsi canlı, kokusu burnunuzda. “Eşyaların masumiyeti” fikri, kitabın en güçlü yanı – sigara izmaritleri, küpeler, bardaklar… Aşkın somutlaşmış hali, kaybın ve takıntının nesneleştirilmiş hali. Bu metafor gerçekten etkileyici, uzun süre akıldan çıkmıyor. Kemal karakteri ise kitabın hem en büyük gücü hem en büyük yükü. Onun bencilliği, ikiyüzlülüğü, Füsun’u manipüle edişi, Sibel’e haksızlığı… Okurken sinir oldum, öfkelendim, yer yer kitabı elimden bırakmak istedim. Ama tam da bu yüzden Pamuk başarılı: Aşkın karanlık yüzünü, rahatsız edici gerçekliğini yüzümüze vuruyor. Füsun’un hikâyesi onun gözünden değil Kemal’den anlatıldığı için biraz eksik kalıyor, ama bu bile bilinçli bir tercih gibi hissettiriyor. Kitap uzun, bazı iç monologlar tekrarlayıcı ve yorucu olabiliyor. Ama bitirdiğinizde “iyi ki bu saplantı sonsuza dek sürmedi” diye derin bir nefes alıyorsunuz. Aşkı romantik bir rüya gibi değil, acımasız bir gerçeklik gibi anlatan cesur bir eser. Eğer rahatsız olmayı göze alıyorsanız, okumaya değer. Ben 8/10 veriyorum – rahatsız etti, düşündürdü, uzun süre unutulmayacak. Kesinlikle tavsiye ederim, ama “rahatlatıcı bir aşk romanı” beklemeyin. Aksine, sorgulatacak, öfkelendirecek ve derin iz bırakacak bir kitap. Orhan Pamuk Siz okuyanlar ne hissettiniz? Kemal’e en çok hangi sahnesinde kızdınız?
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yanmayı Göze Alanların Hikâyesi
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Halide Edib Adıvar Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek romanı, Kurtuluş Savaşı’nı anlatan pek çok eserden ayrılır. Çünkü bu roman, zaferin coşkusuna değil; mücadelenin bedeline odaklanır. Vatan sevgisi burada yüceltilmiş bir slogan değil, insanın tenine yapışan, çıkarılamayan bir ateştir. Romanın merkezinde yer alan Ayşe, savaşın yalnızca cephede değil, insanın içinde de verildiğini gösteren güçlü bir kadın figürüdür. Eşini ve çocuğunu kaybettikten sonra hayata tutunma biçimi, sessiz bir kabulleniş değil; acıyla yoğrulmuş bir direniştir. Ayşe’nin giydiği “ateşten gömlek”, hem vatanın yükü hem de bir kadının taşıdığı derin kayıpların sembolüdür. Halide Edip, bu romanda kadını geri planda bırakmaz. Ayşe ne sadece sevilen bir kadın ne de savaşın romantik bir simgesidir. O, karar alan, bedel ödeyen, acıyı inkâr etmeden yoluna devam eden bir karakterdir. Bu yönüyle Ateşten Gömlek, kadınların tarihsel mücadeledeki yerini hatırlatan güçlü bir anlatıdır. Romanın erkek karakterleri İhsan ve Peyami de savaşın insan ruhunda açtığı yaralarla yüzleşir. Halide Edip, kahramanlık anlatısı kurmaktan çok, savaşın insanı nasıl eksilttiğini gösterir. Kimse bu hikâyeden aynı kalmaz; herkes biraz yanar. Dil ve anlatım sade ama sarsıcıdır. Hatıra defteri biçiminde ilerleyen roman, okuru dışarıdan bir izleyici olmaktan çıkarır; yaşananların içine çeker. Okur, savaşın alkışlanan yüzünü değil, geride bıraktığı boşlukları görür. Ateşten Gömlek, vatan sevgisinin romantik bir duygu değil, çoğu zaman ağır bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Bu romanda ateşi göze almadan yürüyen kimse yoktur. Ve belki de en çarpıcı olan şudur: Bazı gömlekler çıkarılmaz; insanın kaderi olur.
1000Kitap
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Zamanı Kim Çaldı?
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
Momo, bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında yetişkinlere yazılmış en dürüst aynalardan biri. Michael Ende bu kitapta bize şunu fısıldıyor: “Zaman yok değil, zaman var ama bize ait değil.” Momo’nun özel bir yeteneği yok. Akıllı değil, zeki planlar yapmıyor, kimseyi ikna etmeye çalışmıyor. O sadece dinliyor. Gerçekten dinliyor. Ve belki de bu yüzden, gri adamların en çok korktuğu kişi o. Gri adamlar bize çok tanıdık: “Daha hızlı olmalısın.” “Bunu da verimli yap.” “Zaman kaybediyorsun.” “Duygular sonra.” Bugün yetişkin olduğumuzda, çoğumuz fark etmeden gri adamlara çalışıyoruz. Çocuğumuzla oynarken bile aklımız başka yerde. Sevdiğimizle konuşurken bile saatimize bakıyoruz. Dinliyor gibi yapıyoruz ama orada değiliz. Momo bize şunu hatırlatıyor: Gerçek zaman, takvimde değil; kalpte yaşanır. En çarpıcı şeylerden biri de şu: İnsanlar zaman biriktirdiklerini sanarken, aslında hayattan eksiliyorlar. Daha çok vakit kazanmak için daha az yaşıyorlar. Bu kitap bana şunu düşündürdü:
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
Çocukluğun Sıcacık yanı
10/10
·200 syf.··
2025 26. kitabı
Şermin Yaşar’ın kaleminde en çok sevdiğim şey, çocukların dünyasına bir yetişkinin bilgeliğiyle değil; bir çocuğun kalbiyle dokunması… Dedemin Bakkalı da tam olarak böyle bir kitap. Bu kitapta sadece bir bakkal dükkânını değil, bir çocuğun büyürken kurduğu hayalleri, yaptığı hataları, öğrendiği doğruları ve aile ile kurulan sıcacık bağları okuyorsunuz. Bazen bir bakkal defterinin arasında saklanan kahkaha oluyor, bazen de dedeyle torun arasındaki o içimizi ısıtan ilişki… Okurken hem gülümsetiyor hem düşündürüyor. Çocukların kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenirken nasıl küçük mücadeleler verdiğini, emek verince bir şeylerin nasıl güzelleştiğini çok tatlı bir dille anlatıyor. Kısacası hem çocuklara hem de içindeki çocuğu unutmayan yetişkinlere ilaç gibi bir kitap.
1000Kitap
Dedemin BakkalıŞermin Yaşar · Taze Kitap · 201812,9bin okunma
Puan vermedi·40 syf.··
2025 25. kitabı
Judith Malika yine kalbimizin en derin köşesine dokunan bir kitap bırakmış bize… Her sayfasında bir masal var ama bu masallar çocuklara değil; büyümeyi unutmuş içimizdeki çocuğa anlatılıyor. Bu kitap beni en çok durup düşünmeye zorladığı yerlerde tuttu: Mutluluk aslında dev bir duygu değil… Kocaman sürprizlerle gelmiyor. Bazen bir çay kokusu, bazen bir tebessüm, bazen de kalbine değen minicik bir cümle… Judith’in masalları tam da bunu söylüyor: “Mutluluk aradığın bir yer değil, fark ettiğin bir kıvılcım.” Okurken hem huzurlandım hem de hayata karşı şefkatim arttı. Kanalımda sürekli söylediğim bir şey var: Hayat karmaşık olduğunda bile gönlüne yer açmayı unutma. Bu kitap bunu en naif haliyle hatırlatıyor. Eğer yorgun hissediyorsan, kalbini toparlamak istiyorsan ve bir yerlerde kaybettiğin o küçük ışığı arıyorsan… Bu kitap tam bir ilaç gibi.
1000Kitap
Mutluluk Bir KıvılcımJudith Malika Liberman · Redhouse Kidz Yayınları · 202227 okunma