Son zamanlarda okuduğum en sarsıcı kitap. Yazarın ilk romanı olmasına rağmen oldukça başarılı. Kitabı okurken Batman sokaklarında dolaşıyorsunuz. Oldukça karanlık ve kasvetli. Her yeri ölüm kokan bir roman. Her sayfasını tüylerim diken diken olarak okudum. Yakın geçmişin karanlık yüzü oldukça güzel işlenmiş. Kalbiniz sıkışarak, ruhunuz boğularak okuyorsunuz kitabı. Kitap hakkında söyleyecek çok şey var fakat hiçbir kelime duygularımı anlatmaya yetmiyor. Bir gün ara verip düşüncelerimi ancak toparlayabiliyorum. İyi bir ruh halinde okunması gerektiğini düşünüyorum. Çok başarılı, yürek burkan, karanlık bir 90'lar romanı.
10-12 yıl aradan sonra tekrar okudum. Hala en sevdiğim kitaplar arasında. Hala bana çok farklı duygular hissettirip beni o yaşıma götürüyor. Tüm zamanların olduğu gibi benim için de bir efsane.
Büyük beklentilerle başlayıp hayal kırıklığı yaşadığım bir kitap oldu. Kitapta merak uyandıran hiçbir unsur yok. Dümdüz hayatın birkaç gününü anlatıyor gibi bir hissiyatta. 50 sayfada anlatılacak bir konu 375 sayfa boyunca süründürülmüş. Akıcı bir kitap. Okuyorsunuz ve gidiyor ancak kitabı kapattığınızda sizi düşündüren, sorgulatan, farklı duygular hissettiren hiçbir şey olmadığını fark ediyorsunuz. Yazarın bu dümdüz anlatımı tartışmaya açık bir konu seven insanlar bu sadeliği seviyor fakat ben kitapta işlenen konunun yazmaya değer olmasını beklerdim. Bu kadar beğenilen bir yazar olmasından kaynaklı beklentimi karşılamadı. Yazarın Sahilde Kafka kitabına da şans vereceğim. Bu kadar seviliyorsa bir bildikleri vardır.
Aslı Erdoğan'ı seviyorum. Ne okusam diye düşündüğüm veya kendimi yormadan sadece okumak istediğim zamanlarda elim kitaplarına gidiyor. Safe place hissettiriyor. Kitap iki öyküden oluşuyor. İki öykü de biraz buruk hissettiriyor. Yazarın dilini ve anlatım tarzını seviyorum. Öykü yazmak zordur fakat Aslı Erdoğan bunu başarmış. Kısacık kitapta bambaşka duygular hissettirdi. Ne yazsa okurum açıkçası.
Gerek var mıydı gerçekten bu kadar uzatmaya? 418 sayfada konu hiçbir yere bağlanmıyor. Karakter gelişimi desen daldan dala konudan konuya atlıyor. Sadece Süreyya üzerinden bir kitap okumayı beklerken, Süreyya'dan başka herkes anlatıldı kitapta. Yazarın tam olarak ne anlatmak istediğini anlamadım ben. Olay örgüsü hep tekrarlar üzerine. 'Tamam artık şimdi başlıyor.' dediğim noktada yine aynı yere dönüp bir sonuç alamıyoruz kitapta. Kurgu daha akıcı ve daha merak uyandırıcı olabilirdi. Başlarda güzel bir konu işleneceğini düşünmüşken konunun harcandığını düşünüyorum. Maalesef bu kadar uzatılmamalıydı. Uzatıldıysa da elimizde kayda değer bir şey kalsaydı keşke. Yazarın ilk kitabı olmasından kaynaklıdır diye düşünüyorum. Diğer kitaplarının daha başarılı olduğuna eminim.