Yozlaşma, bireylerin kendi konfor alanlarına hapsolmasıyla değil, başkalarının yaşadığı acılara karşı sağırlaşmasıyla başlar. Çevrede olup biten haksızlıklara karşı gösterilen tepkisizlik, adaletsizliğin zehirli bir sarmaşık gibi hayatın her alanına yayılmasına zemin hazırlar. İnsan, sadece kendi güvenliğini önceleyip çevresindeki sessiz çığlıklara kulak tıkadığında, ruhundaki en temel değerleri yitirir.
Oysa insanı insan yapan en önemli özellik, başkasının derdini dert edinebilmek ve adaletsizliğe karşı ortak bir vicdan örebilmektir. Küçük görünen bir yanlışı düzeltme çabası, sandığımızdan çok daha büyük bir değişim dalgası yaratır ve etrafina umut saçar.
Görmezden gelmekten vazgeçtiğimiz her acı, yok olduğu sanılan insanlığı yeniden var eden bir adıma dönüşür.