mervə

9/10
·592 syf.··
2026 25. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 15:14
Sofie’nin Dünyası bitti; benim için uzun, bilgilendirici ve güzel bir yolculuk oldu. Kitabın her bölümünde yeni şeyler öğrendim. Bu öğrenme süreci gerçekten çok keyifliydi. Yazar, bu felsefe kursuna biraz gizem katarak okuma sürecini daha meraklı sürdürmemize vesile oldu. Zaten kitabın amacı da bu; bizi bir felsefe kursuna dahil etmek, filozofları tanımak, onların neden böyle düşündüğünü veya düşüncelerini daha iyi anlamamızı sağlamak... Her bölüm farklı filozoflarla karşılaşmak, birbirlerinden farklı olmalarına rağmen düşüncelerinin temelini öğretti. Bu da bizim sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış kazanmamıza sebep oluyor. Kitabın en sonunda, 15 yaşında bir kıza felsefeyi anlatacak bir kitap bulamadığı için yazarın böyle bir eser ortaya çıkardığı geçiyor. Konunun romanlaştırılarak okuyucuya sunulması, saf bilginin sıkıcılığından kurtulup gizem ve merakla okumamızı sağlıyor. Kitaba 10 üzerinden 9 puan vermemin sebebi ise yazarın felsefe tarihindeki eksik tutumu. Kitap, felsefeyi her ne kadar başarılı bir şekilde anlatsa da Avrupa karanlık çağını yaşarken, Doğu’nun "Altın Çağı"nı ve aydınlık dönemini yaşadığını göz ardı etmiş. İslam felsefesinin ortaya çıkışı, gelişimi ve dünya düşünce tarihine etkilerine maalesef hiç girilmemiş. Hikâyenin sadece Batılı bir gözle anlatılması açıkçası canımı sıktı; çünkü İslam felsefesinin de bu süreçte ne kadar büyük yollar kat ettiğini ve Batı düşüncesini dahi nasıl etkilediğini biliyoruz.
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
spoiler bulunmakta!
8/10
·160 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 18:19
Ve bir kitabın daha sonuna geldik. Jack London'ın Denizin Çağrısı eseri maalesef çok bilinmiyor; oysa kitap kısa olduğu halde oldukça sürükleyici. Bu eser bence en az yazarın diğer kitapları kadar tanınmalı ve okunmalı. Bittiğinde, keşke deniz yolculuğu esnasında yaşananlar biraz daha uzun anlatılsaydı, o zaman belki daha da popüler olurdu diye düşünmedim değil. Kitapta, maddi durumu iyi bir aileden gelen Joe isimli bir öğrencinin, sahip olduğu hayattan memnun olmayışını okuyoruz. Joe kendisini sürekli denizi izlerken ve denizcilere imrenirken buluyor; asıl yaşamanın onlarınki gibi bir hayat olduğuna inanıyor. Ancak onlar gibi olursa hayatın anlamını bulabileceğine dair inancı tam. Notları gitgide kötüye giderken babasıyla bir konuşma yapmak zorunda kalıyor ve tam o noktada zor bir karar verme zamanı geliyor. Babası ona iki seçenek sunuyor: Ya onu disipline edecek askeri bir kuruma gidecek ya da derslerini düzelttikten sonra babası ona istediği gemi seferi imkânını sağlayacak. Ama Joe bambaşka bir karar verip o gün okuldan eşyalarını eve getiriyor, bir not bırakıyor ve yolculuğuna başlıyor. Kitabın birinci bölümü burada biterken ikinci bölümünde başka bir karakterle, "Deniz Çocuğu" ile tanışıyoruz. O ise denizin tam tersine; denizden bıkmış, karaya ayak basmak isteyen ve karada oynayan çocukların hayatlarına imrenerek bakan bir karakter. İşte birbirinin hayalini yaşayan bu iki kişi, aynı gemide bir yolculuğa başlıyor. Joe’nun hayal ettiği gibi gitmiyor işler; çünkü çalıştığı gemi, hayatlarını hırsızlık yaparak geçiren korsanların gemisidir. Onun için büyük bir sınav niteliğinde olan dört gün başlar. Deniz Çocuğu ile olan diyalogları, arkadaşlıkları ve yolculuk sırasında yaşadıkları, Joe’ya hayatının unutulmayacak derslerini verirken elindekilerin kıymetini de
1000Kitap
Denizin ÇağrısıJack London · Can Yayınları · 20183,568 okunma
10/10
·86 syf.··
2026 23. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 23:12
Su ile "Sevgili"yi birleştiren, özleştiren ve nihayetinde özdeşleştiren eşsiz bir şiirle karşı karşıyayız. Klasik edebiyatımızda Peygamber Efendimiz’in genellikle "gül" sembolüyle anılmasına alışık olan bizler için Fuzûlî’nin bu tercihi, onun şairlik dehasını bir kez daha gözler önüne seriyor. Kitabın başında karşılaştığım, eserin aslında bir naat olduğu gerçeği beni oldukça şaşırttı. Fuzûlî, alışılagelmiş gül benzetmesinin dışına çıkarak Peygamberimizi "su" ile bağdaştırmış; yağmurun rahmet olup dünyayı kuşatması gibi O’nun rahmetini de suyun hayat veren gücüyle anlatmıştır. Bu yaklaşım, sadece edebi bir tercih değil, aynı zamanda muazzam bir zeka ürünüdür. İskender Pala’nın şerhi ise metne bambaşka bir derinlik kazandırmış. Pala; her beyiti tek tek ele alarak altındaki derin manaları mercek altına yatırmış, yer yer siyer bilgisini ve tarihi detayları kullanarak okuru bilgilendirmiştir. Özellikle Fuzûlî’nin tıp ilmine olan vukufiyetinin şiirlere nasıl yansıdığını göstermesi, esere olan hayranlığımı bir kat daha artırdı. Genel olarak dimağımda derin izler bırakan, hem edebi hem de manevi yönü kuvvetli bir eser oldu. Bu etkileyici yolculuğu, Fuzûlî’nin kendi kelamıyla noktalamak en doğrusu olacaktır: "Ey Sevgili! Senin naatını söylemenin uğuruyla Fuzûlî'nin sözleri güher olmuş, her biri birer inciye dönüşmüştür."
1000Kitap
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,333 okunma
6/10
·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:13
Mumlar Sonuna Kadar Yanar (Spoiler Bulunur) Kitabı elime aldığımda inceliğine aldanıp “bir oturuşta bitiririm” dedim. Ama o beni bitirdi. Maalesef bitiremedim; hatta hiçbir şey anlamadığımı fark ettiğimde iki gün ara verip en baştan başladım. Bu kez daha sakin bir kafayla ve yavaşça okudum. Romanın ağır havası, General’in uzun monologları ve karşısındaki dostun sessizliği beni yordu. Okur olarak doğal bir tepki, bir açıklama bekliyordum. Ama sessizlik, cevaptan daha güçlü bir etki yarattı. Kitabın sonuna kadar bir yüzleşme, karşılıklı bir konuşma bekledim; fakat karşıma çıkan şey bir günah çıkarma gibiydi. General konuştu, içini döktü, biz de okur olarak bu itirafı dinledik. Bu sessizlik beni karışık duygularla baş başa bıraktı. Bir yandan tatminsizlik, çünkü beklediğim cevap gelmedi; diğer yandan derin bir etki, çünkü sessizlik hayatın kendisindeki cevapsız soruları hatırlattı. Kitap kısa görünse de zihinsel olarak çok ağır ilerledi. Kısacası inceliğine aldanmayın; ağır ilerliyor. Bende öyle oldu.
1000Kitap
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
8/10
·288 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 01:13
Kahve ve kitaplar... Bir kitapkurdu için başka ne istenir? Tam olarak kitabın konusu böyle: kitaplardan, okurlardan bahsediyor. Kitabın ana karakteri Youngju, bir kitabevi hayalinden söz ediyor. Başlangıçta amacı, hayalini gerçekleştirip bir kenara çekilerek sessiz dünyasında kitap okumak. Zamanla sosyalleşiyor; etrafındaki insanların tavsiyesi üzerine daha aktif planlar, etkinlikler yapıyor ve okurlarla bir bağ kurmaya başlıyor. Böylelikle kitabevi de gelişip büyüyor. Daha çok insanla karşılaşıyor, yazarları getirip onlarla söyleşiler düzenliyor. Ve onların hayatlarının anlamlarını bulmaya çalışarak bize sunuyor. Kitabın dinlendirici bir havası var. Konu kitaplara olan ilgi olunca adeta meditasyon etkisi yapıyor. Üç karakter üzerinde yoğun bir şekilde duruluyor. Onların geçmişleri, bırakamadıkları ve hâlâ bugünlerini etkileyen şeyler var. Bunları aştıklarını da sonlara doğru görüyoruz. Kendileriyle yüzleşip büyüyorlar; ben o kısma “büyüme” diyorum. Bu büyüme yaşla alakalı değil, oldukları kişiliğin daha çok var olmasıyla ilgili... Son olarak Youngju’nun müşterilerine kitap önerdiği kısımlar çok eğlenceli. Bazen ben de kendimi öyle hissediyorum: beğendiğim bir kitabı önerdiğimde gerçekten beğenileceğini sanıyorum. Müşterilerinin seçtikleri kitaplardan okur analizi yapması da keyifliydi. Ağır kitaplar arasında boğulmuşsanız, nefes almanızı sağlayacak kitaplardan biri.
1000Kitap
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma