Gözleri,sadece gözleri ,sıkılmalarının,ne istediğini bir türlü bilememenin ve belki de bu yüzden ,karşısına çıkan yeni ve yabancı yaşamlara dokunmak isteyişinin,sürüklenişlerden kurtaracak ve sıfırdan başlama şansı verebilecek,bir çeşit tutunma çabası olduğunun farkındaydı.Belki de bu yüzden gözler,kendisi tarafından ve çocukluğa giden bir tarihte oluşmuş,artık “kendine rağmen “e dönüşmüş bir kabuklanmanın içine hapsolmuş ,çıkış yollarını yitirmiş bir kimliğin yardım çağrısı gibi bakıyordu.
...Ben örneğin hem kendini beğenmiş biri hem bir akvaryum balığı olabiliyorum,tül tül yüzgeçlerimle aptallık ve ölüm taşıyorum.Bu balık gerçeğin kendisi olabiliyor,ama gerçek daima biraz hüzünlüdür.Gerçeği ararken bir yandan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz.Çünkü aynı zamanda gerçek daima biraz utanç vericidir.
Utanç bizi ikiye böler.İkiye bölünmenin dayanılmaz yanı,iki parçanın da hala canlı olmasıdır.İnsan herhalde bu yüzden kendini öldürmeye kalkışır.İkisinden biri gitsin,der.
Büyük boşlukları vardı hepimizin,çok büyük...Belki de kendimizi hiç tanımıyorduk.Yaralarımızın yerini bilmiyorduk.Onları hangi yollarla bulabileceğimizi,nasıl ilişki kurabileceğimizi ,nasıl bir arada yaşayabileceğimizi bilmiyorduk.Bu yüzden tüm boşluklarımızı marazlı insanlar dolduruyorlardı.